25 Kasım 2013 Pazartesi

Öğrencisini Kendine Hayran Eden Tüm Öğretmenlerin

Öğrencisini Kendine Hayran Eden Tüm Öğretmenlerin Öğretmenler Günü Kutlu Olsun


(1 günlük rötar için tüm yolculardan özür dileriz)

8 Kasım 2013 Cuma

Öğrenci Evleri

Başbakan giderayak Türkiye gündemine bi el bombası bırakıp gitti.Haber kanalları nerden ekmek yerdi kimbilir böyle yaratıcı siyasiler olmasaydı.Yine üçerli beşerli bilmişler güruhu bıdı bıdı konuşup duruyorlar.Başbakanın ekibinin de olayı farklı boyutlara taşımaya çalışma çabası takdire şayan.İç işleri bakanı teröre kadar götürdü mevzuyu.Bende bugün Habertürke bakarken aslında olayın bambaşka boyutlarını gördüm  bence de bir an önce "öğrenci evleri denetlenmeli" Suat Kılıç bir baba olarak başbakanımızın endişeleri var diyordu bir anne olarak benimde endişelerim var artıkın:))Bakın Allahaşkına sizde endişelenmeyecek misiniz:)






9 Ekim 2013 Çarşamba

Sabah Sabah


Sabah trafiğinin kudurduğu saatler kaldırımda iki ilkokul öğrencisi çoçuk; aheste aheste yürüyorlar,hiç ama hiç aceleleri yok.Yarım saat önce varacaklar okula belki onun rahatlığı belkide içlerindeki huzurun tazeliğin rahatlığı.Dönüp trafiğe baktığımda görüyorum ki bizim acelemiz var,karışık kafalarımız,her an taşacak sabrımız birde tepemiz atınca hoyratça bastığımız kornamız. Çocuk olmak ne güzel şeymiş dedim bir daha.Çocuğum olduğundan beri duyarım "Büyüdükçe akıllanır"lafını
akıllanmak; neye göre kime göre?
Büyüdük akıllandık mı?

18 Temmuz 2013 Perşembe

Bugünlerde...

En son postun üzerinden hayli zaman geçti, ne oldu derseniz yorgun bünyemin yorgunluğu öyle bir arttı ki, artık yerimden kalkmakta zorlanır oldum.Yemek yapmaktan yemekten yorulur hale geldim.İlki neyse de ikincisinden pek soğumuşluğum yoktur.Bu iştahsızlık gün içinde şeker düşmesi ile halsizliğe level atlatmaya başlayınca verilen kilolar ardı ardına geldi.Totalde 36-38 beden arası TR standartlarına göre zayıf bi hatun iken çubuk kraker formuna yaklaşı verdim bi anda. Depresyona mı girdim Allahım dediğim günlerde tv de iki tane ossuruktan uzman,döne döne tükenmişlik sendromu denen meretten bahsediyorlardı.Anam gördüler valla halimi derken meğer Sülümanın Hürremi ülkeyi terk etmiş bu dert yüzünden, bu kadar tantana bana değilmiş meğer:/ Bu arada yaklaşık 1 yıldır uykuya dalmadan önce bacağımda tamda tarif edemediğim birşeyler vardı.Sanki tüylerden birsini çekiyorlar yada minik bir böcek ısırıyordu sonra cımbızlı birisini yakalayamayınca birde suçüstü bir böcek avlayamayınca, başladım araştırmaya.Bu seferde karşıma "Huzursuz Bacak Sendromu"denen şey çıktı.Psikolojik genetik bir sürü sebebi olabilirmiş hah psikolojik diyo bak yiyorum kafayı derken, kendimi kan tahlili yaptırırken buldum.Meğer  kanım 9 lara düşmüş. demir eksikliğine bağlı kansızlık mı, kansızlığa bağlı demir eksikliği midir neyse
İşte bende zuhur eden huzursuz bacak sendromundan tutta iştahsızlığa halsizliğe kadar sebep buymuş neyse şükür dedim en azından demir takviyesi falan olacak gibi.Allah sağlığımızı sıhhatimizi bozmasın efendim.Siz siz olun sağlıkla ilgili konuları es geçmeyin.Bu arada Ramazan geldi hoş geldi Bereketli sağlıklı Ramazanlar olsun.

7 Haziran 2013 Cuma

Bugün Ne Giysek

ÇAPULLİNG STLE
Bugünlerde yepyeni bir dıy projesi. Maske modasında zevkinize göre hareketlendireceğiniz pet şişeden maske projesi klasik gaz maskelerinden sıkılanlara hoş bir alternatif.Ben zımbalı kurukafalı metal süslemelerle hayal ediyorumda hoş olabilir ne dersiniz..

Saçlarda bu yaz biber gazıyla hareketlendirilmiş dalgalı modeller veya topladım çıktım şıklığı çok revaçta

Toprak tonları,yeşiller ,
değişik tondaki kahveler bu yazın renkleri olacağa benziyor


Ve en tuttuğum parçalardan birisi uçuş uçuş elbiseler.Hem rahat hem şık ,
altına düz ayakkabılarla spor,ivana nasıl diyodu bir sıtiylottoyla Arınç'ın bahsettiği gibi şık seçkin düğünlere gidilecek kadar şık...

Şal modası geçen yılda vardı ama bu yıl fonksiyonel şallar her rengi ve dokusuyla çıkacak karşımıza,gerekirse saçlarınızı toplayabilir ,boynunuza dolayabilir,kötü bir kokuda ağzı burnu kapatabilirsiniz..


Sırt çantasını benim gibi özleyenler işte bu yıl o hasret dinecek.Hemen bi sırt çantası edinin

     Bu yıl formalar bir blucinle şortla yada spor bi etekle çıkacak karşımıza.Yaz akşamlarında bir yemeğe giderken  bir blazer ceketle  bile kullanabileceğiniz bu parçalar sizi farklı ve şık hissetirebilir...


Moda bloglarının çoğu eylemde yokluklularını bir nebze günün modası ile doldurabildim se ne mutlu.

Günün Duası:Allahım şeytanı cenetten kovduran kibriydi.Sen kibirli kalplerdeki ateşi söndür...

görseller http://taksimgeziparki.tumblr.com/ sitesinden alıntıdır.

10 Mayıs 2013 Cuma

Anneler Gününüz Kutlu olsun

Anne olmak için doğurmak şart değil efendim,tek başına yeterli de değil ya neyse o mevzu uzun sürer şimdi girmeyelim.
Bence Annelik; karıncanın üstüne basmaya kıyamayan,çiçeğin ağacın böceğin yaratılışındaki mucizeyi görebilen,yüzü kir pas içinde olsa da o minik çocuğun gözündeki ışığı görebilen,sokaktaki hayvanlarla üşüyen açlığını hisseden,tüm hem cinslerim doğurmamış olsanız  bile siz çoktan Anne olmuşsunuz.Hepinizi öper Anneler gününüzü kutlarım

Ne kötü Fenerbahçe'li bir kadının tek yavrusunun gelip
-Biliyomusun anne ben Galataşaraylı oldum demesi
Üstüne birde takımın şampiyonluğu kaçırması
-Napacan ?
-Aslan yavrusu deyip katlanacan mecbuuur:/


8 Mayıs 2013 Çarşamba

4,5 Yaş İlişki Çözümü



Sabahın anne kişisine kör olduğu bi saat,
-Anne Johny Bravo nun annesi varya
-ee
-O birisiyle evlenmiş ama babası değil
-eee
-Annesi onunla dudaktan öpüşüyor.. şimdiii anne sen kiminle öpüşüyorsun dudaktan ardayla mı babasıyla mı?
-Hönnk
(hayben o Johny Bravoyu çizgifilm diye sabah sabah yayınlayanın)

Aradan bikaç gün geçer geçmez
-Anne
-Efendim
-Sen babamla niye evlendin
-Çok yakışıklıydı, sen gibi yakışıklı bi oğlum olur diye evlendim
-Nerde gördün babamı
-sokakta
-Babaaa annem seni sokakta görmüş
-Anne sen babama aşıkmı oldun
-Yani
-Sonra
-Sonra evlendik
-Keşke benide düğüne çağırsaydınız
-Sen daha yoktun
-Nerdeydim?
(Portakal ağacında c vitaminiydin desen boş espiri zaiyatı)
-Allahın yanındaydın
-Sonra senin karnını kesip aldılar beni
-O arada bişeyler varda
-Ne var?
-Biz seni çağırdık sonra karnıma geldin
-hımmm keşke çıkarmasalardı karnından
-Niye?
-Giremem şimdi dimi
-Nasıl ?
-Karnına işte
-ayy dararldım....


-Anne
-Erkekler yaramazlık yapınca kızlar gider dimi
-Nasıl yani
-Aşık olmazlar o zaman kızlar onlara dimi
-olmazlar oğlumm
-hımm anladım

neyi anladı bu bacaksız? niye taktı bu ikili ilişkilere bu kadar,daha erken değil mi?Dün akşamki son cümlesinde artık olayı tamamen çözmüş gibi geldi.
Neymiş efendim; erkekler yaramazlık yapınca kıslar gider aşık olmazlar onlara 4,5 yaşında bu kadarını çözüyorlar da niye 45 yaşındakiler hala kadınları anlayan beri gelsin edebiyatı yapıyor:)



6 Mart 2013 Çarşamba

Nasıl Feminist Olunur?



Uzun zaman oldu bu tespitleri yapalı hayli uzun:/ Neredeyse aylar önce yazmıştım,ama bir tık deyip yayınlamadım. Kadınlar günü yaklaşırken tekrar kaynama noktasına geliyor içimdekiler madem yazılmış silmeye de kıyılamamış yayınlayayım bari...
Şimdi efendim kop koyu bir feminist nasıl olunur yada olmuşumdur, aşamalarını bir bir izleyeceğiz.Biraz sonra okuyup da güzel kafalarınızda canlanan tüm hikayeler birebir gözlemlenmiş kişisel hayat tecrübelerimden alınmıştır.Yazarın Türkiye'nin en orta yerinde iç Anadolu'da doğup büyüdüğünü göz ardı etmezseniz iyi olur.Nişantaşından Anadolu çözümlemesi yapmıyoruz yani.O yüzden kimseyi bağlamaz,genelleme yapılmaz yaparsan da keyfin bilir okuyucu napalım....

Tüm hikaye aslında ana rahmine düştüğün ilk anda başlamıştır.Yüzde ellilik bir ihtimalle kız olma olasılığı, cenin içinde anne içinde sıkıntılı durumdur.Her insan kızı olsun ister belki ama sakat beyinlerde bu çok da şikar bir şey değildir.Ne gariptir ki insan neslinin devamlılığını   sağlayan rahimler kadınlar dadır ama bu ülkede doğacak çocuğun erkek olması makbuldür.Erkeğin hormonlarının belirlediği bu cinsiyet işinde de faturanın kadına kesilmesi ne gariptir.Ama yook
"Erkek adamın erkek çocuğu olur"
Bu lafı duymamış kişiler varsa aranızda bu ne güzel bir cahilliktir bilemezsiniz.

Yaşla birlikte,sorumluluk,baskı ne dersen işte artar da artar.Daha 4 yaş civarında kıyafetlerinden etek tayt çıkarılmaya başlar.Başlamadıysa bile "Düzgün Otur"ne demek öğretilmiştir çoktan.
-Hanım kızlar öyle yapmaz hımmm
diyen teyzeler bir ömür sürecek karabasanın ilk filizlerini bu yaşlarda yeşertirler. Sonra o kadar güçlü sarmaşıklara dönüşür ki siz mi onu beslersiniz,omu sizi kurutur hepsi birbirine karışır.Anne olduğunuzda kızım düzgün otur lafı dilimizin altlarında sessiz sessiz gün ışığına çıkmayı bekler.Yaşları kemale erdiği halde kıçının üstüne oturmayı beceremeyen, kaykıla kaykıla omurgasını yere yayarak, iki bacağının arasından uzattığı kafasıyla dünyaya bakan, ne abiler amcalar görmüşümdür ama birkere güzel otur diye uyarıldıklarını duymamışımdır.Öyle ya
"Yiğidin malı meydan da olur"
diyede bir laf vardır.Bu lafı duymayanlar bilseniz bu ne güzel bir cahilliktir.

İleride yaşayacağı psikolojik şiddetin,horlanmanın,ezilmenin  ufak ufak sinyalleri bu dönemde verilse de
çocukluk dönemi kadın kişisinin belkide en huzurlu dönemidir...Edep Adap denen kurallar hafiften hafiften sokuşturulur.Kıyafetler,oturmalar kalkmalar bu edep adap denen çerçevede şekillenirken seçilen oyuncaklarda kız çocuğunun ilerideki hayatına prova tadında sunulmaya başlar.Tencere tava seti,sütun bacaklı bebekler,oyuncak çamaşır makinesi,elektrik süpürgesi vb..Bundan yirmi küsür yıl önce kızlar için tasarlanan oyuncaklar buydu bugün bir oyuncakçıya gittiğinizde de elinizle koymuş gibi bulursunuz.Öyle ya bi kız çocuğu evinin kadını çocuklarının anasıdır bu ülkede.Bu önemsiz birşey mi? tabiki değil ama kardeşim, belli ki sen prensesli o oyuncak elektrik süpürgesini kızlar için tasarlamışsın ,niye diye sormazlar mı adama?Bir erkek ev süpürmez mi? Yap bir tane örüncek adamlısını, sat onlara da.Ki büyünce çamaşır makinesine yada süpürgeye uzay mekiğine bakar gibi aval aval bakmasınlar.
Ters mantık,oyuncak arabalar hep erkek çocuklarının sevdiği karakterlerle bezenir.Erkek çocuğu 18 yaşına gelip direksiyon başına geçinceye kadar araba ve 4 teker olayına o kadar hakimdir ki tek eksiği kontak anahtarı olur.Sonra da bıdıbıdı vay trafikte kadınlar şöyleymiş de böyleymiş de,aracı park ederken 3boyutlu düşünemiyo muşuz filan, sende çamaşır makinesinde ne nasıl yıkanır bilmiyoooon, boklu donlarını yıkamaktan acizsin ki üç boyutlu falanda düşünmene gerek yok, o n'olacak .Biz şikayet ediyor muyuz ?

En püsürüklü zamanlar ergenliktir aslında.Değişen hormonlar şekillenen bir vücut,aylık gel gitler.Karşı cinste şekillenen vücut biraz daha ilerleyen yaşlara tekamül etsede üç aşağı beş yukarı onlarda da durumlar benzer ilerler.Traş bıçağı ziyan etmekten öteye gitmeyen traş maceraları erkekler için gurur verici aktiviteler olurken kadın kişisinde aynada gördüğü şeyle ilk kavgalar o yıllarda başlar ölünceye kadar da devam eder
yaş 12:siyah nokta,sivilce
yaş22:çil,leke
yaş32:geniş gözenekler
yaş42:Kaz ayakları
yaş52:kırışıklar
yaş62:genişleyen burun düşük göz kapakları
yaş72:Beyazlayan saçlar,fırlayan protez dişler

 gider de gider estetisyenlerde bu sebepten ötürü zenginlerde zenginler...

Oyuncak barbilerin cindylerin kadın kişisinin beynine kazıdığı o sütun bacaklar,dik memeler,parıldak gür saçlar o kadar iyi yer etmiştir ki, aynada gördüğü selülitin, başına gelen en kötü şey olduğunu hissetmesi işten bile değildir.
Kadın dediğin canlı önce kendisiyle,sonra yırtıcı hemcinsleriyle üstüne de erkeklerle bir hayat mücadelesinin ortasında kıyasıya bir savaş verir.
En acemi toy zamanlardır bu zamanlar, herşeye rağmen bu dönem iyi savaş vermiş, kendinden ödün vermemiş kadınlar geleceğin en koyu feministleri olmaya başlamışlardır.Lakin o dönemler farkına varamazlar.

Kalp bu dönem daha hızlı atar sanki,çiçek böcek çocuklukla yetişkinlik arası yarı masum bir dönem, hani yalan söylersin de iki gün sonra unutur yalanının dibini deliverirsin:)Erkelerin kızlarla dalga geçerek tatmin olabildikleri dönemleridir.Bir daha ne onlar o kadarıyla yetinecek kadar, nede biz,değil iki gün önce iki yüz yıl önce söylediğimiz yalanı unutacak kadar saf ve temiz olabiliriz.Kurnaz tilkilikten çakallığa bu dönemde geçer insan yavruları.
 Herkes serpilir güzelleşir zamanla,ilk durum çözümlemeleri bu dönemede yapılır.Misal; aşkın tek bir manası vardır ama cinsiyete göre farklı yorumlanabilir, oğlumuzun bünyesinde yaşadığı bir duyguysa
-waaay benim çapkın oğlum
denecek ağızları enseye kurdele yapacaktır.
kızımızın yaşadığı bir duyguysa
"Kızı boş bırakırsan ya davulcuya ya zurnacıya"dan başlar "kızını dövmeyen dizini döver"e kadar giden irrite edici yüz kızartıcı bir duygu olur çıkar.

Hayatın her alanında dişiliğiniz size her zaman dezavantaj olacak biraz daha tırmalamak zorunda bırakacaktır.Öyle ki okul biter çalışmaya başlarsınız sizinle aynı konumdaki erkeklerden hep daha az maaş alırsınız.Bir kaç kişinin yapacağı işlerin size yüklenmesi de cabası.Büyük annelerimizin zamanında kadının yeri neresiyse şu gün şu saatte hala aynı yerde.Yok diyen beri gelsin.Dün kaynana evinde psikolojik şiddete maruz kalan kadınlar varsa, bugün modern toplumun ortasında iş yerinde mobbing, evde dayak, sokakata taciz var.O gün kü hastalıklı ruhlar bugün hala aramızda, bunu orana vuracak olursak yüzdesi ne olur?ne önemi var, hala haber bültenlerinin yarım saatini kadına şiddet haberleri doldururken.
Kadın olmak zordur heryerde, ama bu ülkede biraz daha zordur.Yaşım 30 oldu bir sürü yaşını almış kadının hikayesini dinledim burnumun kemiğinin sızlamadığı bir hikayeye hiç rastlamadım.Anne oluncaya kadarda kadın olmanın artısını görmedim.Ama Annelik öyle birşeyki sanırım buda Allahın bize lütfu dedim.
   Neyse Feminizm diyorduk değil mi?Feminizm erkek düşmanlığı değildir, kadını toplumda arkaya itekleyip üstünü örtmek isteyen düşünceyle savaştır esasen.Bu noktada karşınıza her zaman erkekler çıkmaz bazen bu zihniyet hemcinslerimizde de zuhur edebilir.İşte benim savaşım bunlarla
Umarım bizden sonrakiler bizim,annelerimizin,anneannelerimizin yaşadıklarını yaşamasınlar onlar cinsiyetlerinden ötürü farklı tutum davranış ve yargılanmaya maruz kalmasınlar.8 Mart etkinliklerinde Hülya Avşar gibiler çıkıp "ama dayağı hakeden kadınlarda var"deyip sıçıp batırmazlar...

görsel alıntıdır

18 Ocak 2013 Cuma

Ben Seni Özledim Bile

Bi görüntü dönüp duruyor dünden beri "Sizi bilmem ama ben sizi çok özleyeceğim" diyor Birand...
En son defne joy'u kaybettiğimizde burulmuştu böyle içim,.Yine böyle puslu karanlık soğuk bi gündü yada ben haberleri duyduğumda üşümüştüm.
Ölüm ne biçim bişeydi vardı da yoktu benim için öyle ya daha yakınlarımdan kimse gitmedi.Ekranlardan bile olsa evime dolan bir sesi kaybetmek ne ağır geliyor bana bilemezsiniz.Ölüm ayrılıkların en zoru Allah yakınlarına ve sevenlerine sabır versin Mehmet Ali Birand'a rahmet eylesin seni hiç farkına varmadan çok sevmişim ben ....

11 Ocak 2013 Cuma

Kış Ortasında Ruh Dellenmeleri

Bugünlerde tv de dönüp duran haberleri izliyorum bi yandan çalışıyorum bi yandan gri havaya bakıp bakıp anlamlandırmaya çalışıyorum.Nerdeyse 2 aydır iç anadolu da kar yağışı var ama bizim cenabet memlekete yağmıyor.Aslında ilçelere yağıyor hatta merkezin 10km ötesine bile yağıyor ama Allahım sanki bizim mahalleleri cımbızlıyor:(Bundan mütevellit her haber bülteninin ardından konya kar yağışlı deyince uyuz oluyorum.Ha yağsa nolur yağmasa diyenlerde vardır ama,böyle gri gri çekilmiyor.Bir is-sis leş gibi.Ev ile iş arası 3 dakikalık yolda 1 paket sigara içmiş gibi doluyorum eve gidene kadar.Yazı ayrı pis buranın kışı ayrı, Allahım öbür tarafta itiraz etcem karadenizde egede doğanları bizlen bir tutmamasını rica etcem:)Cennette artık ödeşeceğiz, onlara kör cepheli bize deniz manzaralı köşk mümkünse:))

Light sigaraların daha zararlı olduğunu duyduğum günden beri bekliyorum bir gün çay kansızlık yapmaz sigara ile içildiğinde cilde ve kalbe faydalıdır diyecekler.Siyah çayın faydalarını duydum bi kaç yerde ama o son dediğimi diyen yok hala:)Durun az kaldı daha dün brokolinin kanser yapabileceğini kemoterapi ilaçlarının etkisini azalttığını açıkladılar ya tamamdır,şerrefsizim benim aklıma geldiydi moduna girdim.Bak terspabuçlar dediydi dersiniz.cigaranın faydalarıda çıkacak:))
o değilde tadını sevmediği halde itekleye itekleye faydalıymış diye yiyenlere üzüldüm.Ömrü hayatımda bi kere yedim.Yok canım sırf sağlıklıymış diye yenmez bu dedim.Sevenlere saygım sonsuz ama abartmayın bak zararlıymış:))

Düşünsenize tvdeyim platesden sonra brokolili mücver tarifi verirken programında konuk olan ben gel yapma ebrucum çoğu zarar onun, bi cigara yak germe kendini diyorum şallı ebruya.Haha fenteziye bak
(kar yağmadı ya sis kafası bu:)

Geçen gün oğlum ilk sanatsal eserini yapmış getirmiş annesine.Ofisin duvarına astım gören olsa bi tarafıyla gülecek ama ben taaa 40 yıl ssonrasını gördüm şu çizgilerdeki picasso esintilerini görebilecek entellere selam olsun
Orta kısma üçgen bir parça kesip yapıştırmış kilot dedi bez dedi altında ne var dedim pipi dedi:)
modacımı olcakki yok yok ressam olsun.Kaç milyon dolar isteyeceğiz bakalım bu resme blogger arkadaşlar bugünden görüyor, teknoloji nelere kadirsin picassonun annesininde blogu olaydı iyiydi şimdi köşeydik belki
(Allahım kar yağsın bu kafayla bahara çıkmam ben:)

7 Ocak 2013 Pazartesi

2013 Üçlüsü Bedirhan Nazlıcan Suphi:)

Lisede tahtaya 2000 yılının ilk gününde afilli bi 2000 yazıp, millenium hoşgeldin falan diye ne geyik yapmıştık.Ergen aklı işte bişey olcak sanmıştık.Yılların su gibi akmasından başka yıllara dair diyecek pek de bişeyim yok.Okullar bitti ,ne sınavlar geçti,8yaşına giren bir evlilik 4 yaşına giren bir çocuk dönüp ardıma baktığımda şanslı ve mutlu hissediyorum kendimi .Ben küçücük şeylerle mutlu oldukça Allah hep üstüne bir daha ekledi sanki.O yüzden milyonlarca kere Yaradana şükrederim ,üç kişilik yuvamıza, ülkemize ve tüm dünya insanlarına sağlık afiyet ve mutluluk dilerim










Görseller Alıntıdır