27 Nisan 2015 Pazartesi

Bir Pazar Bit Pazarında





Ne satılır bit pazarında?Romantik bir cevap vermem gerekirse "Yaşanmışlık"derim.
Benim için o eski kokunun anlamı çok büyük.Eskiden Kocam'la daha sık giderdik,kime anlatsam;
 -Ne işiniz var Allah aşkına,diyen çoktur.
          Ortak şeylerden zevk aldığın bir insanla evli olmak 8 kere Milli Piyango kazanmak gibi birşey benim için:)Yıllardır gitmiyorduk bu sefer daha da küçülmüş bakırlar alüminyumlar yerini plastiğe kaptırmış,sanki çalıntı mallarda çoğalmış gibi geldi.Az kullanılmış ayakkabılar kapı önlerinden,az giyilmiş elbiseler balkonlardan kurumadan,bisiklet arka tekerleri artık nerede kilitli ise oradan aşırılmış gibi duruyordu günahları boyunlarına:) 

Bendeniz albümü çarptı burada gözüme birde hatırlar mısınız Beyaz'ın Nihavent Mucize diye bir filmi vardı meğer kaseti de varmış.

 En orjinal parçalar bu tezgahtaydı.


 Daktiloların yan tarafındaki bakır kap Osmanlı zamanı hamama giderken eşyalarını koydukları bir kapmış üstünde Osmanlıca bir mühür de vardı (satıcının yalancısıyım)
 Mesleğinde getirdiği merakla 1930 lardan kalma bir hesap makinesi en tuttuğumuz parça oldu gözlerimiz eski daktilo aradı ama o kadar eskisi yoktu.
Umarım bir gün İstanbul'da bir Bit Pazarına uğrama şansımız olur.Eminim çok ama çok orjinal şeyler vardır.

24 Nisan 2015 Cuma

Debriyaj ile İmtihan


By bus by Olga Demidova, via Behance:    Hiçbir zaman merak etmedim en ufak bir istek yada heyecan olmadı o konuda... Neden mi bahsediyorum? tabiki si de:) araba kullanmaktan.Ama gel gör ki anne oldum.Bir zamanlar sadece zevk verebileceğini düşündüğüm şey gün geçtikçe koca bir ihtiyaca dönüştü.Altı yıl önce kocamın zoru ile aldığım ehliyet benim için cüzdanımda yerini unuttuğum bir market kartından öteye gitmedi.Toplu taşıma seviyor(d)um lakin çocukla değil.Çocukla otursan teyzeler o çocuğu kaldırıncaya kadar rahat etmiyorlar.(yaşlılardan bahsetmiyorum onlar başımın üstünde)Geçenlerde kendim kalktım birisine yer verdim sırf oğluma bulaşmasın diye bi ara döndü kucağına alıver dedi sağolsunlar çok da yardımseverler 20 küsür kilo çocuk yarım saat kucakta taşınmıyor annem, taşınırsa da uzun bir müddet hissizlik oluyor.İyi kötü ani bir frende ben bi yerden tutunuyorum düşsem de ona göre korurum kendimi ama çocukların boy hizasında tutunabilecekleri pek bir şey olmuyor.Birisinin elinden fırlayan bir çanta onun kafasına gözüne gelebiliyor falan filan olmuyor olmuyor.Ne yazıkki teyzelerin gün çıkış saatleri iş çıkışları ile çakıştığı sürece buda böyle gidecek.Allah'tan ayda bir yada ikiyi geçmiyor toplu taşıma serüvenlerimiz.Neyse lafın kısası kendime bir dül dül aldım birde hoca tuttum 4 saat şehir içi trafikte hoca eşliğinde araç kullandım.Manuel vitesli olsun da sonra otomatiğe geçerim dedim de demez olsa- mıy-dım bilemiyorum hala.. Annem o debriyaj denen şey nasıl bişeymiş ne uğraştırdı ne uğraştırdı töğbe Yarabbim bildiğin, Amerika'yı yeniden keşfettim.Ben bir kağıda düz bir çizgi çizemem simetri falan yok bende az buçuk diskleksim de var.Hani milletin en salağının iki dakikada çözeceği şey benim 2 günümü alırdı "dı" dediğime bakmayın hala öyle ya neyse.Acaba bazen salak mıyım hakikaten diye düşünsem de yok bir beynim var,bazen ağrıdığını ısındığını bile hissediyorum o kadar yani:)Ama bilmiyorum konu öğrenmek olunca benim harcadığım çaba her insandan farklı oluyor.3-4 kere bu arada yalnız trafiğe çıktım Aynayı çamurluğu otoparktan çıkmadan kırmamı,kırmızı ışıklarda itina ile stop etmemi saymazsan fena gitmiyorum:)Arabayı hala yönettiğim hissine vakıf olamasam da kurallara uyuyorum yavaş gidiyorum ve güzel duruyorum:)Ve burdan geçenlerde yağmurlu bir trafikte uzuncaaaa bir süre beklenen o kırmızı ışıkta iki kere arabayı stop ettirdiğim halde bi kerecik korna yapmayan arkamdaki şöför bey, cenette gireseniz bilinki benim o gün ettiğim duanın etkisi büyük olacak mübarek insan selam olsun sana.Ve sen kırmızı ışıkta öndeki araçla mesafeyi korumak adına bıraktığım o boşluğa ikidir dalan servis araçları sizin yatacak yeriniz yok.Milletin çoluğunu çocuğunu taşıyorsunuz artistlik yapacak adam mısınız siz.Ekşi sözlükte bakındım günlerce birisi bahsetmiş heyecanını alsın diye sakız çiğniyormuş trafikte bir gün tükürüğü kaçmış boğazına trafikten değilse de nefessizlikten gidecektim demiş:)Bi gün bende aldım ağzıma cakkıdı cakkıdı çiğneyerek gittim ertesi gün dişimdeki kaplama lönk diye düştü:)Sakızı da böylece bıraktım.Halbuki hayalimdeki halim tamda şuydu pihuuu

















geçen gün şehrin en işlek yerinde kocam 8536.bahanemi yemediğinden direksiyonu bırakıp indi arabadan hadi bakalım eve gidin dedi.Arkadaki oğlumuzu da tembihledi tak kemerini diye Bismillah dedim yürüdüm,karşıdan geçen iki gençten birisi koluyla aşağıya doğru bi haraket yaptı o an anladım ki el frenini indir diyor:)Kalbimin gümbürtüsü kaç desibelse o ara böğüren arabayı duymamışım bile.Sağolasın genç.Sana bir teşekkür kornası çakamadım sa bil ki kaba bir kadın olduğumdan değil acemiliğimden aklıma bile gelmedi o an....
Geçen bu olayı arkadaşıma anlattım o daha rezilini anlattı akşam vakti bir avm nin otoparkından çıkmışlar yanında arkadaşı ile karşıdan adamın birisi elinin parmaklarını açıp kapatıyormuş bunlara.Yanındaki arkadaşı  -aaa edepsiz herif sizi sıkıştırırım diyor bize demiş.
Meğer farları yakmadan çıkmışlar adam farları yakın demeye çalışıyormuş:))))))
Normalde bir Survıvor Hasan kadar sakin empatik sempatik bir tipim ama ne zaman trafiğe çıksam bildiğin Turabiye dönüşüyorum heyecan panik kontrolüm sıfıra iniyor biliyorum zaman alacak ama pes etmek yok

(Olga Demidova pinterest görsel alıntıdır )