10 Mayıs 2017 Çarşamba

Duvarlar Şenlensin

Pinterest




Duvarlarımızı hep eşimle boyarız.Ofiste başladık ilk ufak ufak sonra baktık korkulacak bir şey yok evin duvarlarını boyamaya başladık.Zevkli bir iş,eğer merakınız varsa tadından yenmez stres savar.
Yıllar öncesiydi duvar stencillerini görmüştüm. Türkiyede varmı yok mu diye çok bakınmıştım.Karşıma hep ahşap boyamada kullanılan ufak A4 boyutunda sınırlı çeşit şeyler çıkmıştı.Ama ne oldu bilmiyorum son iki yılda aldı yürüdü artık her hobi malzemesi satan dükkanda veyahut çeşitli sitelerden bulmanız mümkün.
Aman ben yaptım siz yapmayın Koçtaş'ta bi ara gezerken ruloların desenlisini gördüm,hani zeminden farlkı bir renkle bu rulo ile geçiyorsunuz bir nevi patates baskısı gibi desen yapabiliyorsunuz neyse bunu görünce stencil varmı diye sordum satıcıya
       
  -Neeey dedi
  -Stencil şablon dedim
  -neki o dedi açıkladım.
  -du ben bi şefe sorayım dedi
  -Şefim stencil soruyorlar dedi kız.
  -Neeey dedi adam :)
  -Şablon duvara desen yapılıyormuş dedi kız
  -Öyle bişey yok dedi. 

Koskoca yapı markette duvar boyalarının olduğu yerde mesai yapıyosun arkadaş,bende sıvacı değilim yani ben biliyorsam sende bileceksin dedim içimden dışımdansa,
          -tişiikkürler deyip sıvıştım.
Pinterest

yani neymiş yapı marketlere bulaşmayın.Duvar için olanları hayli büyük ebatta bulunabiliyor.Yok ben küçükle de yaparım dersen zaman alır ama olur,ihtiyacımız olan
1-Stencil
2-Boya (duvar olur akrilik olur)
3-Minik rulo
4-Maskeleme bantı (stencili duvara yapıştıran spreylerde var kaydırmam ben elimle tutarım diyebilirsin.Bazen maskeleme bantı yapıştığı yerdeki boyayı kaldırabiliyor dikkatli olun)

acemilik atmak için az görünen bir yerde deneme yapsanız iyi olur.Ben duvar boyasını önce inceltmeden sürdüm olmadı bir tık açtım başarılıydı.Boyaya ruloya göre az boyayla ufak ufak deneyin çok basit sonrası)

Buda benim acemilik eserim:)

2 Mayıs 2017 Salı

TEVAFUK

Aylardır kitapçılara Sezgin Kaymaz kitaplarını sormaktan yıldım.Yalnız 'Bugün Bize Kim Geldi'adlı öykü kitabını bulabildim.O kitapta diğer kitaplarına bir an önce ulaşmalıyım dedirtti.Bu yıl kitaplara vurdum kendimi,malum dizi sektörü patates.30 küsür yaşından sonra aydım ama olsun geç değil.Yerli yazarlarla aram daha iyi.Ben uzunca bir süre yabancı yazar okumam sanırım.Orhan Veli,Sebahattin Ali kitaplarında,ya hiçte kötü bir okur değilmişim aslında dedim kendi kendime.İdefix sağolsun.Pıt diye geldi.Kargo şirketlerinin gevşekliği yüzünden internetten alışverişe mesafeliydim biraz.Son alışverişimde buharlı temizlik makinam toroslardaki karların altında kalmıştı.Kutu pert alete bişey olmadı apla dediler teslim ederken:)Ama kitaplarım sapasağlam geldi bu sefer.

 Gelir gelmez bir solukta Uzun Harmanlarda Bir Davetsiz Misafiri okudum.Sonra Lucky yi okumaya başladım.Bir köpek,köpek tecrübesi olmayan bir ailenin evine geliyor hikaye başlıyordu.Eskiler tevafuk derler ya tamda bu gibi birşey oldu.Eşim bir müşteride iki yavru köpek görüyor,iki günlüğüne sevebilirmiyiz falan dediğinden bahsediyor.Lakin kocam kedi tüyünden bile imtina eden bir tip.Köpeklerden her bahsettiğinde gözleri ışıl ışıl.Bu arada kitabı okuyan benim.Kitapta Lucky'ye aşk duyan insanlar var falan.Noluyoruz diyorum kendi kendime.Hadi getirelim ne olur ki bir hafta sonu diyiveriyorum da ,ben yavru deyince ağzı süt kokan iki şapşal yavru bekliyormuşum.Anam bi geldiler bildiğin canavar,
-Ay noluyoruz ya dedim!
Kedi kadar cüsseleri ile iki saniyede heryerini yalayıp beş kere çiş iki kere kaka yapan tipler.Benim gözüm falan seyirmeye başladı.Aslında tazı cinsi av köpeğiymiş bu arkadaşlar.Sen daha arkanı dönmeden uçup gidiyorlar, bir kaçsa yakalamam imkansız ki tasma falanda vermemiş sahibi gitmezler bi yere diye.
Kapalı balkona koyduk bunları,sitenin bahçesinde dolaştırdı benim erkekler.Arkalarından kakalarını toplarken ki manzaraları izlenmeye değerdi.O değilde ne zor şeymiş bu köpek işi yahu.Onlar nasıl çişe alıştırılır alışınca kaç kere giderler.O koku nedir arkadaş beynime işledi resmen.Bir tanıdık gördü  halimizi,nasıl kandırdılar seni deyince.Lucky geldi aklıma:).Ama zaman ilerledikçe Ardanın onlarla nasıl kaynaştığını görünce ki çok tedirgindi başlarda.
Derin bir nefes alıp izledim sadece.
Kesinlikle bebek büyütmüş biri olarak söylüyorum bebek bakmak daha kolay.Ver memeyi,primayıda dayadınmı altına bitti gitti.Mama hazırla üç saniyede yesinler,daha mideye inmeden çişleri gelsin,gezdir gezdir,topla topla,lan bu kadar yemedinizki nerden çıçtınız bu kadar diyorsun.Herşeyi yalıyorlar tavana kadar zıplıyorlar.Balkonda iki bisiklet vardı ikisinide devirmişler Allah korumuş tepelerine nasıl gelmedi anlamadım.Dev gibi bisikletler,bunlarda bit kadar.Bi yerlerine bişey olacak korkusu aldı beni bi süre sonra.Çişe çıkınca 'ipini koparmış it' deyimindeki gibi pırr diye uçuyorlar.Çok ufaklar arabalar görmez çarparlar diye dellendim.Bahçe sakin Allahtan.
Kitapta Lucky evin altını üstüne getirirken bende birebir tecrübe ettim.Köpek çişi,köpek kokusu,şusu busu:)Bi kusmadılar onu tecrübe edemedim fakat kakasını yediğini görmeyeydim iyiydi.

Boklu falanda ne kadar tatlı ama değil mi?

4 Nisan 2017 Salı

BEYOĞLU HATIRASI

Bir gün beyoğlunun arka sokaklarında siftiniyoruz sabah öğle arası bir vakit.Hatta restoranın tekinde Şafak Karaman kurufasulye yiyordu.Bunu ilk ecnebilerin sık gittiği bir otelde görmüştüm.Pek yadırgamamıştım aslında tek yadırgadığım kahvaltı anlayışı cornflakes böylemi yazılırdı neyse,ondan ibaret olan insanın sabah bunu yemesiydi.Neyse Şafak Karamanda seviyormuş ,bi gün bende yiycem dedim yürüdük,bir sahaf çıktı karşımıza.Kitapların yanında antika eşyalar falanda var,abow ben burda kendimi kaybederim derken.Raflardaki tozun 25 yıllık falan olduğunu görünce geri teptim.Zira alerjik bi bünyem var,bilmeden birşey alsam biraz uçuşsa o tozlar akşama kadar bir büyük devirmiş bir kafam olabilebilir.Tozsuz bir yerler ararken benim oğlan,anne bu ne dedi ayağını kaldırarak.Sürpriz!kedi kakası.Tozların arasında kendini kamufle eden bir kedinin varlığını o an etrafa bakarken tespit ettik.Allah'ın boklusu her yeri mayınlamış meğerse toz dağlarının yer yer oluşturduğu tepecikler bu arkadaşın eseriymiş.Kediler bu konuda gördüğüm en titiz hayvandır aslında.Çocukken bahçeye gömdükleri çiş yerlerini gider kazardık,tekrar gelirler kapatırlardı falan.Biz tekrar açardık.Çocuğuz ya işimiz gücümüz pislik olsun tadında.Neyse bu hayvancağızın ya bağırsak sorunu var,yada çıçarım ben böle hayat tepkimesi bilemedim.Neyse o gün sahafta, görseldeki valizler vardı.Bir valiz dolusu fotoğraf,mektup hatta 30 yıl öncesine ait çekler posta kartları,mektuplar,ne aklına gelirse.Eskicilerin topladığı bu kağıt kümesini bi valize tıkmışlar satıyorlar.Kime ait oldukları bilinmeyen bir sürü hatıra.Bu valiz dışardaydı artık nasıl kaptırdıysam uçmuşum rahat bir saat eşelendim valizin tepesinde.Satıcı 250-300 tl civarı bir para istiyordu,kocamla baya bi pazarlığa girdiler.O evrak fetişi oluşundan istiyordu,benimde insana öğğk getirircesine saplantılı olduğum yaşanmışlık merakım.Ben sömürdüm evrakı bu arada kokusu dokusu hepsini kaydettim beynime.Ama almak istemedim nedense,içimi acıttı aslında.Bi an kendimi o valizde bi fotoğraf olarak düşününce ürperdim.Bir fotoğrafın arkasında "Necla'nın düğünü 1972" yazısını görünce tutuldum.Hepsi içime dokundu.Kimisi geldiği evin kokusunu taşıyordu hala,rutubet yüklük kokusu bilen bilir.Arkadan arkadan bağlama çaldı,burnumun kemiği sızladı.Anlaşamadılar Allah'tan ayrıldık.Avucuma sıkı sıkı topladıklarımı valizin üstüne yayıp denklanşöre bastığım an,birilerinin hatıralarını,hatıralarıma kattığım anın fotoğrafı oldu.