12 Aralık 2017 Salı

Saat tam beşte


Saat beşte dişçi randevum var. Allah'ın gücüne gitmesinde yıldım yeminlen.İnsanın altı ayda bir dişinde arıza çıkar mı çıkar.En son geçen yıl  implant yaptırdım.İki dişimi çekti.Birisinin kökü tam çıkmadı diye çekiçle vurdu.O sırada uçan parçalardan birisi ağzımda kaldı.Ummm Ömm diye ses çıkarmaya çabalıyordum.Zira iki adamın iki eli de ağzımdaydı.Uyuşuk dilimle iterek dudağımın kenarına çıkarttım o parçayı.Aaa buda bur da kalmış deyip aldı.Matkapla çene kemiğimi deldi.Ardından dubel çaktı çene kemiğimde açtığı deliğe.Sonra o parçalanmış dişleri bir kenarda un haline getirip güzelce o dubelin etrafına doldurdu.Yeterince ürküttüysem gideyim.Tek başıma ürkmek istemiyorum da

6 Aralık 2017 Çarşamba

Dikkat ! Yüksek oranda Tein İçerir



görsel:Pinterest'ten alıntıdır
Çay Nasıl Demlenir:konumuz bu.Çay mı pehpeh diyen insan evladı o ön yargını yavaşça yere bırak öyle oku dünyanın en leziz püf noktasını anlatacağım. Pişman olmama garantili.Şimdi tek soruda o çayı doğru demleyip demlemediğini anlayabiliyoruz.Nasıl?şöyle çay demlerken çaydanlığın hem altını hem üstündeki demliği kullanıyor musun? Cevap evetse tamam aradığım sensin hemen bırak o demliği "Yanlış yapıyorsun".Bilen biliyordur ama bilmeyenleriniz varsa onlara tarifim, nasıl ki içtiğiniz herhangi bir içeceğin örneğin meyve suyu yada Türk kahvesinin içine su karıştırmıyor isek çaya da su eklemiyorsunuz.Lezzet kaybı tamamen.Ha çok hassassınız dır ortalama demde bir çay size dokunuyordur orası başka.Ama çayı sadece kendin için demleyeceksen ona göre ayarlanabilir,dem oranı.Misafirlerden kimisi çok açık isteyince bende mecbur sulandırıp veriyorum .Şimdi bu çayın bir kaç ismi var "Küpleme-Tek Demlik" benim duyduklarımdan ikisi.Ben de bu şekli 22 yaşında öğrendim ki o yaşa kadar kendimi tiryaki sanıyordum.Değilmişim şu an dışarıdan içtiğim çayı bitki çayı niyetine içiyorum  o kadar yani.
   
 Denemesi sizden tarifi benden;lazım olan kaliteli bir su,pet şişelerdeki içme suyu ile olmuyor genelde ben sevmiyorum.Şebeke suyu çok kireçli ise illaki su ısıtıcısında kaynatılıp öyle konacak demliğe yoksa bulanık oluyor.İki kişi için su ısıtıcısına 1,2 lt su koyup kaynatıyorsunuz ortalama bir demliğe koyup bir taşımda burada kaynatıyorsunuz sonra bir kenara alıyorsunuz taşmayacağından emin olunca ,çayınızı atıyorsunuz.Her çay farklı koyulukta ve lezzette oluyor illaki.Ben arada değiştir semde sürekli"Lipton Doğu Karadeniz" kullanıyorum


Hafif bergamot aroması var.Siz çayınızın deminin yoğunluğunu demledikce anlar ve ölçüyü tutturursunuz.Benim ufak demlik yaklaşık 1,2 lt su alır ve neredeyse ağzına kadar dolar.Ölçü olarak bir küreğim var,resimdeki küreklerden ortadaki arkadaş.Onunla tepeleme bir kürek atarım.







Bu kürek ortalama bir çay bardağı kadar çay alıyor.Google amcaya ortalama çay bardağı yazınca çıkanlardan şu alttaki olabilir.Sonra kapatıyoruz demliğin kapağını üstüne bir örtü bile atılabilir 10 dakika demlenmesini bekliyorsunuz.Kapağı açtığınızda çay çökmüşse olmuş demektir afiyetle içiyorsunuz.Akıllardan çıkmaz bir çay lezzeti için bu kadar yazdım ettim bin tane fotoğraf ekledim üşenmez sen bir su koy bence.Bu çayla kurabiye de yenilebilir ama bence muhabbet en iyisi.



29 Kasım 2017 Çarşamba

2017 Özeti



Her şey bir omuz ağrısı ile başladı,birde iki göğsünün arasında bir kitle.Çok ağrım var diyor derin derin of çekiyordu.

Geçen kış çok kar yağmıştı sabah namazından gelirken düştüğünü söylemişti,bir gün arabanın etrafındaki karı temizlerken terleyip üşüdüm demişti.Defalarca yapılan tahliller sonucu doku yırtılması dediler fizik tedavisi gördü.Ama ağrılar geçmedi her fırsatta,of diyordu.O kadar çok oflamaya başladı ki bir an depresyona girdiğini bile düşündük.Baktığında bir omuz ağrısını abartan 62 yaşında bir adamdan başka bir şey görünmüyordu.Tüm kan tahlilleri iyi çıkıyordu.o bölüm bu bölüme sevk ediyor hepsine derdini sil baştan anlatıyordu.Konuşmayı hiç sevmiyordu bir insan şeklinin üstüne ağrı olan yerlerini göstermek için işaretler koymuş.O insanın %80i  işaretliydi.İlaçlar ve fizik tedavinin ardından değişen bir şey olmayınca üniversite hastanesine götürdü eşim babasını.İlk hafta teşhis konuldu akciğer kanseriydi dördüncü evre dediler.Ağrıların başlamasından dört ay geçmişti.15 mayıs 2017 günü teşhisi telefonda duyduktan sonra günlerce bu illeti araştırdım. Neredeyse sabah akşam bu hastalık televizyonda anlatılsa da sıfırdan duyuyormuş gibiydik.Ölümüne inkar dedikleri bir evreydi o sanırım.Bir forumda 4.evre akciğer kanseri olan sağlık personelinin asla tedavi almadıkları yazıyordu.Sanırım o gün miladım oldu.Tüm inkar mekanizmam delik bir balon gibi söndü gitti.Ardından bir şey geldi tam yutkunduğum yerde durdu saçma sapan zamanlarda burnumun kemiğini sızlatıyordu.Ölüm benim için kitaplarda filmlerde televizyonda olan bir şeydi.Şimdi bu kadar yakınlarımızda dolanması farklı bir histi.Hemen hastaneye aldılar.Işın tedavisi başladı.Bu tedavi ile kemiklerini güçlendireceğiz diyorlardı.Zira kemiğe metastaz yapmıştı bu illet.Doktorun ses kaydını atmışlardı şöyle diyordu -şimdi kemik metastazı sonrası cam gibi düşünün kemikleri ani bir hareketinde kolu ve boynu kırılabilir.O ses günlerce beynimin içinde uğuldadı.
       Işın tedavisi bir ay kadar sürdü sonlarına doğru  iyice iştahsızlaştı,kusma,halsizlik ardından geldi.Yürüyerek girilen hastanede,ışın tedavisine giderken tekerlekli sandalyeye biniyordu artık.
         Birşey var adına ne desem bilinmezlik olsun,işte o çok boktan bir şey.İyi şeyler olmayacak ama ne kadar kötü olacağını tahayyül etmek,tam bir kabus.Bir iki ay düzenli her gün ağladım.Kolay ağlayan bir tip değilimdir aslında ama dedim ya burnumun kemiği sızlıyordu.İstemsizce ağlıyordum.Belki rahatlatır diye umut ediyordum belki.Stres sonucu boyun düzleşmesi olabiliyormuş,bende oldu.Bir gün kolum hissizleşti hastaneye gittiğimde böyle dedi doktor hanım.Bu illetin hızına yetişemediğimiz günler oldu.Sadece bir hafta sonu gitmediğimde farkı daha net görüyordum.Bir sürü dönemi vardı bu hastalık sürecinin, kabullenmeden sonraki dönemi anlatmak istemiyorum.Bir gün google dan akciğer kanserini araştıran birileri olmaması umuduyla ama olursa da bundan sonrasını kimse bilsin istemem.Çünkü o kısım başka forumlarda bolca anlatılmış,kemoterapili günler vb.Eğer bir arama sonucu bu yazıya ulaşan birisi varsa tek tavsiyem canınız ne istiyorsa onu yapın.Bir arkadaşım amcasını kaybetti yakın zamanda pankreas kanserinden.Sürekli tatlı isterdi ama izin vermezlerdi bilseydim bu kadar çabuk gideceğini,her gün tatlı yapar yedirirdim demişti.Keşke çok ağır bir yük.Gerek yok hayat kısa.Biz 31/08/2017 de bu hikayenin sonuna geldik.Arefe günüydü.Biz her bayram köye gider ilk önce köy mezarlığına uğrardık.Geçen bayramda öyle oldu O önden cenaze aracı ile biz ardından araba ile gittik.Oniki yıllık Babamı Kayınpederimi,annesinin kucağına yatırıp geldik.O kadar şey yaşandı geçti ama hala bir his, kapıdan geliverecekmiş evi arayınca o açacakmış gibi geliyor.Ölüm garip bir şey.Allah sevdiklerimize sağlıklı ömürler versin hiç ama hiç keşkeniz olmasın...

10 Mayıs 2017 Çarşamba

Duvarlar Şenlensin

Pinterest




Duvarlarımızı hep eşimle boyarız.Ofiste başladık ilk ufak ufak sonra baktık korkulacak bir şey yok evin duvarlarını boyamaya başladık.Zevkli bir iş,eğer merakınız varsa tadından yenmez stres savar.
Yıllar öncesiydi duvar stencillerini görmüştüm. Türkiyede varmı yok mu diye çok bakınmıştım.Karşıma hep ahşap boyamada kullanılan ufak A4 boyutunda sınırlı çeşit şeyler çıkmıştı.Ama ne oldu bilmiyorum son iki yılda aldı yürüdü artık her hobi malzemesi satan dükkanda veyahut çeşitli sitelerden bulmanız mümkün.
Aman ben yaptım siz yapmayın Koçtaş'ta bi ara gezerken ruloların desenlisini gördüm,hani zeminden farlkı bir renkle bu rulo ile geçiyorsunuz bir nevi patates baskısı gibi desen yapabiliyorsunuz neyse bunu görünce stencil varmı diye sordum satıcıya
       
  -Neeey dedi
  -Stencil şablon dedim
  -neki o dedi açıkladım.
  -du ben bi şefe sorayım dedi
  -Şefim stencil soruyorlar dedi kız.
  -Neeey dedi adam :)
  -Şablon duvara desen yapılıyormuş dedi kız
  -Öyle bişey yok dedi. 

Koskoca yapı markette duvar boyalarının olduğu yerde mesai yapıyosun arkadaş,bende sıvacı değilim yani ben biliyorsam sende bileceksin dedim içimden dışımdansa,
          -tişiikkürler deyip sıvıştım.
Pinterest

yani neymiş yapı marketlere bulaşmayın.Duvar için olanları hayli büyük ebatta bulunabiliyor.Yok ben küçükle de yaparım dersen zaman alır ama olur,ihtiyacımız olan
1-Stencil
2-Boya (duvar olur akrilik olur)
3-Minik rulo
4-Maskeleme bantı (stencili duvara yapıştıran spreylerde var kaydırmam ben elimle tutarım diyebilirsin.Bazen maskeleme bantı yapıştığı yerdeki boyayı kaldırabiliyor dikkatli olun)

acemilik atmak için az görünen bir yerde deneme yapsanız iyi olur.Ben duvar boyasını önce inceltmeden sürdüm olmadı bir tık açtım başarılıydı.Boyaya ruloya göre az boyayla ufak ufak deneyin çok basit sonrası)

Buda benim acemilik eserim:)

2 Mayıs 2017 Salı

TEVAFUK

Aylardır kitapçılara Sezgin Kaymaz kitaplarını sormaktan yıldım.Yalnız 'Bugün Bize Kim Geldi'adlı öykü kitabını bulabildim.O kitapta diğer kitaplarına bir an önce ulaşmalıyım dedirtti.Bu yıl kitaplara vurdum kendimi,malum dizi sektörü patates.30 küsür yaşından sonra aydım ama olsun geç değil.Yerli yazarlarla aram daha iyi.Ben uzunca bir süre yabancı yazar okumam sanırım.Orhan Veli,Sebahattin Ali kitaplarında,ya hiçte kötü bir okur değilmişim aslında dedim kendi kendime.İdefix sağolsun.Pıt diye geldi.Kargo şirketlerinin gevşekliği yüzünden internetten alışverişe mesafeliydim biraz.Son alışverişimde buharlı temizlik makinam toroslardaki karların altında kalmıştı.Kutu pert alete bişey olmadı apla dediler teslim ederken:)Ama kitaplarım sapasağlam geldi bu sefer.

 Gelir gelmez bir solukta Uzun Harmanlarda Bir Davetsiz Misafiri okudum.Sonra Lucky yi okumaya başladım.Bir köpek,köpek tecrübesi olmayan bir ailenin evine geliyor hikaye başlıyordu.Eskiler tevafuk derler ya tamda bu gibi birşey oldu.Eşim bir müşteride iki yavru köpek görüyor,iki günlüğüne sevebilirmiyiz falan dediğinden bahsediyor.Lakin kocam kedi tüyünden bile imtina eden bir tip.Köpeklerden her bahsettiğinde gözleri ışıl ışıl.Bu arada kitabı okuyan benim.Kitapta Lucky isminde bir köpek ve ona ölüp biten insanlar var.Noluyoruz diyorum kendi kendime.Hadi getirelim ne olur ki bir hafta sonu deyiveriyorum da ,ben yavru deyince ağzı süt kokan iki şapşal yavru bekliyormuşum.Anam bi geldiler bildiğin canavar,
-Ay noluyoruz ya dedim!
Kedi kadar cüsseleri ile iki saniyede heryerini yalayıp beş kere çiş iki kere kaka yapan tipler.Benim gözüm falan seyirmeye başladı.Aslında tazı cinsi av köpeğiymiş bu arkadaşlar.Sen daha arkanı dönmeden uçup gidiyorlar, bir kaçsa yakalamam imkansız ki tasma falanda vermemiş sahibi gitmezler bi yere diye.
Kapalı balkona koyduk bunları,sitenin bahçesinde dolaştırdı benim erkekler.Arkalarından kakalarını toplarken ki manzaraları izlenmeye değerdi.O değilde ne zor şeymiş bu köpek işi yahu.Onlar nasıl çişe alıştırılır alışınca kaç kere giderler.O koku nedir arkadaş beynime işledi resmen.Bir tanıdık gördü  halimizi,nasıl kandırdılar seni deyince.Lucky geldi aklıma:).Ama zaman ilerledikçe Ardanın onlarla nasıl kaynaştığını görünce ki çok tedirgindi başlarda.
Derin bir nefes alıp izledim sadece.
Kesinlikle bebek büyütmüş biri olarak söylüyorum bebek bakmak daha kolay.Ver memeyi,primayıda dayadınmı altına bitti gitti.Mama hazırla üç saniyede yesinler,daha mideye inmeden çişleri gelsin,gezdir gezdir,topla topla,lan bu kadar yemedinizki nerden çıçtınız bu kadar diyorsun.Herşeyi yalıyorlar tavana kadar zıplıyorlar.Balkonda iki bisiklet vardı ikisinide devirmişler Allah korumuş tepelerine nasıl gelmedi anlamadım.Dev gibi bisikletler,bunlarda bit kadar.Bi yerlerine bişey olacak korkusu aldı beni bi süre sonra.Çişe çıkınca 'ipini koparmış it' deyimindeki gibi pırr diye uçuyorlar.Çok ufaklar arabalar görmez çarparlar diye dellendim.Bahçe sakin Allahtan.
Kitapta Lucky evin altını üstüne getirirken bende birebir tecrübe ettim.Köpek çişi,köpek kokusu,şusu busu:)Bi kusmadılar onu tecrübe edemedim fakat kakasını yediğini görmeyeydim iyiydi.

Boklu falanda ne kadar tatlı ama değil mi?

4 Nisan 2017 Salı

BEYOĞLU HATIRASI

Bir gün beyoğlunun arka sokaklarında siftiniyoruz sabah öğle arası bir vakit.Hatta restoranın tekinde Şafak Karaman kurufasulye yiyordu.Bunu ilk ecnebilerin sık gittiği bir otelde görmüştüm.Pek yadırgamamıştım aslında tek yadırgadığım kahvaltı anlayışı cornflakes böylemi yazılırdı neyse,ondan ibaret olan insanın sabah bunu yemesiydi.Neyse Şafak Karamanda seviyormuş ,bi gün bende yiycem dedim yürüdük,bir sahaf çıktı karşımıza.Kitapların yanında antika eşyalar falanda var,abow ben burda kendimi kaybederim derken.Raflardaki tozun 25 yıllık falan olduğunu görünce geri teptim.Zira alerjik bi bünyem var,bilmeden birşey alsam biraz uçuşsa o tozlar akşama kadar bir büyük devirmiş bir kafam olabilebilir.Tozsuz bir yerler ararken benim oğlan,anne bu ne dedi ayağını kaldırarak.Sürpriz!kedi kakası.Tozların arasında kendini kamufle eden bir kedinin varlığını o an etrafa bakarken tespit ettik.Allah'ın boklusu her yeri mayınlamış meğerse toz dağlarının yer yer oluşturduğu tepecikler bu arkadaşın eseriymiş.Kediler bu konuda gördüğüm en titiz hayvandır aslında.Çocukken bahçeye gömdükleri çiş yerlerini gider kazardık,tekrar gelirler kapatırlardı falan.Biz tekrar açardık.Çocuğuz ya işimiz gücümüz pislik olsun tadında.Neyse bu hayvancağızın ya bağırsak sorunu var,yada çıçarım ben böle hayat tepkimesi bilemedim.Neyse o gün sahafta, görseldeki valizler vardı.Bir valiz dolusu fotoğraf,mektup hatta 30 yıl öncesine ait çekler posta kartları,mektuplar,ne aklına gelirse.Eskicilerin topladığı bu kağıt kümesini bi valize tıkmışlar satıyorlar.Kime ait oldukları bilinmeyen bir sürü hatıra.Bu valiz dışardaydı artık nasıl kaptırdıysam uçmuşum rahat bir saat eşelendim valizin tepesinde.Satıcı 250-300 tl civarı bir para istiyordu,kocamla baya bi pazarlığa girdiler.O evrak fetişi oluşundan istiyordu,benimde insana öğğk getirircesine saplantılı olduğum yaşanmışlık merakım.Ben sömürdüm evrakı bu arada kokusu dokusu hepsini kaydettim beynime.Ama almak istemedim nedense,içimi acıttı aslında.Bi an kendimi o valizde bi fotoğraf olarak düşününce ürperdim.Bir fotoğrafın arkasında "Necla'nın düğünü 1972" yazısını görünce tutuldum.Hepsi içime dokundu.Kimisi geldiği evin kokusunu taşıyordu hala,rutubet yüklük kokusu bilen bilir.Arkadan arkadan bağlama çaldı,burnumun kemiği sızladı.Anlaşamadılar Allah'tan ayrıldık.Avucuma sıkı sıkı topladıklarımı valizin üstüne yayıp denklanşöre bastığım an,birilerinin hatıralarını,hatıralarıma kattığım anın fotoğrafı oldu.