16 Eylül 2022 Cuma

Öldürememe ve Olduramama Noktası



Bazıları kime benziyor biliyor musun dedi kız                                                 
elindeki bardağı bırakırken mutfak tezgahına
kime diye sordu arkadaşı 
Tyler Durden'a 
uzunca zamandır adı konmamış şeyin soğukluğu doldurdu mutfağı
soğukluğa bir de sessizlik eklenmesin diye konuştu arkadaşı
ne diyorsun yani "ne kadınlar sevdim zaten yoktular"mı diyorsun? 
Belki de 
yoksa içimdeki bu boşluğun nasıl tarifini yaparım dedi kız
bardağı tekrar ağzına götürürken 
Senin sorunun ne biliyor musun? dedi arkadaşı 
ne demesini bile beklemeden devam etti 
resmin sadece kendi çerçevene sığan kısımlarıyla anlamaya çalışıyorsun durumları 
oraya bir bacak sığmış diye bir bedenin varlığını yok sayamazsın anladın mı?
yutkundu kız,sağlam gelmişti laf 
o an elindeki bardağı arkadaşının kafasına fırlatmak fikriyle gülümsedi 
bulaşık makinesinin kapağını açıp su bardaklarının olduğu hizaya yerleştirdi kirli bardağı 
Herşeyi kuralına göre yapmanın gönül rahatlığıyla doğrulup derin bir nefes aldı
Resim ve çerçevenin devamındaki cümlelerin gelişini gördü bir anda 
uzun süren birlikteliklerin en büyük handikapı buydu ona göre 
arkadan gelecek hamleyi hemen tahmin edip elindeki desteyi yeniden karmalıydı
birimizin kazanacağı münazara değil bu dedi kafasındakileri dehleyip 
inan sonunda haklı çıkmayı istemediğim birşeyden bahsetmeye çalışıyorum 
hislerimden hisset-tirdiklerinden dedi bastırarak
bunu sana kar zarar tablosu gibi grafiklerle anlatamam sadece tarif edebilirim 
Kim bilir belki etrafımdakilerin Tylor'ı da benimdir 
var gibiyken aslında yokumdur 
Bazen insanlar kendi dertleri ile uğraşır 
cümlesini tamamlamasına izin vermeden devam etti 
İşte senin anlamadığın bu dedi kız
tam karşısındaki sandalyeyi çekip otururken 
Benim bahsettiğim an değil bu gün hiç değil
hislerim, uzunca bir zaman süren yaşanmışlıklar
acı çekiyordum  üzülüyordum ama sen yoktun
bir yerde rastladım kalp kırılınca kafa çalışmaya başlar mı ne diyordu 
ne kadar mekanik gözüksede buydu sonrasında bana olan 
evet tam da buydu derken yüzü ekşidi
unuttuğu bir şeyi hatırlamış yahut tarif ettiği şeyi o an anlamış gibi 
ben düşünmeye başladım sonrasında 
önceleri de olmuştu bu ilk değildi 
ben yine dibe batmıştım çok sık değil belki ama sağlam batışlar hatırlarsın belki
 ..... 
düşündüm sen nerdeydin evet orda tamda yanımda yakınımda 
ne yapıyordun diye düşündüm düşündüm ne buldum biliyor musun? 
hiç birşey evet hiç birşey yapmadan öylece duruyordun 
ama dedi arkadaşı 
bölme ne olur dedi elleri titriyordu saçlarını düzeltirken kızın 
Öyle put gibi duruyordun,ne bir şey söylüyordun ne de yapıyordun sadece duruyordun 
ve ben dalgalar beni çekmeye çalıştıkca sana sarılıyordum 
sen o kadar sağlam duruyordun ki fırtına dininceye kadar hep dayandık 
çok uzakta duran bir şeyi seçmeye çalışır gibi masaya dikmişti gözlerini arkadaşı 
gözlerini kısıp kasılmış çenesini zorla hareket ettirerek
bu sefer ne değişti dedi 
bu sefer yakınımda bile değildin
ben eskiden olduğu gibi senin yanına kadar yüzecek enerjiyi bulamadım 
sadece çırpındım bağırdım ama sana ulaşamadım
görmedin bile beni yada görmeyi istemedin,üşendin kim bilir 
Geçenlerde bir insana vakit ayırmak ile 
boş vakitlerini o insanla doldurmak arasındaki farktan
bahseden birşey okudum 
içi şişmişti arkadaşının aldığı nefesi vermeyi beklemeden 
kurduğu cümleyle dışarıya salıverdi içindekileri
çok okuyorsun ve belliki okuduklarını da yanlış yorumluyorsun 
dedi kıza can havliyle 
O da devamını tahmin etmişti büyük ihtmalle konuşmanın 
kartları karma zamanı ona geçmişti 
evet  çok okudum tahmin et neden? 
çünkü kafayı yemek üzereydim acıdan yalnızlıktan....
can acıtır tonlamalar vardı son cümlede 
albert camus gibi  dedi arkadaşı
"Kendimi mi öldürsem yoksa bir kahve mi içsem" moduna girdin yani
o asabi gülümseme dudağının kenarındaydı 
çıkış noktası bulamadığında yapardı bunları 
absürt örneklerle karşısındakini sinirlendirir
sinirlenen kız ağlamaya başlayınca da 
yeni yetme anneler gibi onu teselliye başlardı
bilirsiniz işte 
yere yada koltuğun köşesine vurmalar
bak ben dövdüm onları sen ağlama tamammı demeler
saçma teselliler ortada gözyaşı varsa hep çalışırdı 

uyuşan bacakla adım atıyor gibiydi kız
sağlam basmazsa 
tüm öfkesi boşlukta koca bir hissizliğe dönüşüverecek 
burnunun üstüne düşecekti 
herşey aslında hiç yaşanmamış gibi olacaktı 
tam da arkadaşının istediği gibi 
diye düşündü
Bu noktadan sonra dönmek istemiyordu 
kafası tam uçurulmamış bir tavuk görmüştü küçükken 
kesik başıyla tüm bahçede ordan oraya uçuşunu izlemişti 
bitirmekte zorlandığı ilişkilerde hep o tavuğu hatırlardı 
Sonu getirilmemiş  yaşama ihtimali de kalmamış her şeyi o tavuğa benzetirdi
olduramama ve öldürememe noktası diye düşünürken
karşı tarafın istemsiz salladığı bacağın masaya vurmasıyla mutfağa döndü
bir süredir süren sessizliği bozan arkadaşı
ben dedi... 
o an ağzına sevmediği bir tat gelmiş gibi buruşturdu yüzünü
Hatırladı ben diye başlayan cümlelerin baştan bitikliğini
geriye alamayacağını anladığı gibi devam etti
ben buyum dedi,bu kadarım
okuduğun o şeylerde tarifim vardır kimbilir
ne denir yetersiz,egoist,pragmatist 
vardır söyle afilli bir tanımım
....
kızın göz kenarları seyirmeye başlamıştı
tavuğun bahçede atacağı son iki turu kalmıştı hissediyordu
tek istediği o ağlamadan ölmesiydi
gözyaşı istemiyordu son sahnede
karşı tarafın tesellisini de

Belki bir tanımlamam henüz yapılmamıştır 
ben söyleyeyim
bazıları sadece durur,sadece dinler,acını yaşaman için uzaklaşmana izin verir
gelinceye kadar bekler,hiç gelmezse kırılmaz
ama senin gibi sormaz sorgulamaz da
orada sadece durur ve seni sever
değer mi değmez mi düşünmez 
o da zorlanmıştı
son cümle boğazına takılarak çıkmıştı 
ne ağlayası ne de teselli edesi vardı

kafası kesik tavuktan haberi yoktu ama 
bi yerlerinden kanı çekiliyordu
hissediyordu
neyse ne dedi
kalkıp kapıya dönerken
bazen değişir tüm beklentiler
o ardına dönünce ağlasamda görmez artık rahatlığıyla
beklenti değil
farkındalık bunun adı dedi kız
önceki dalgalarda sen değil kollarımın gücü sayesinde atlattım herşeyi
aslında sen o zamanda yoktun
hiç olmadın ben seni varsaydım
ben biraz geri çekilince de bu aramızdaki koca boşluk kaldı
neyse ne dedi tekrar kız 
kapıya doğru yürürken
birazdan başlayacak yokluğumla önceki yokluğumu kıyaslayacak uzunca bir zamanın olacak
hoşçakal....
onca zamandır adı konmamış şeylerin yorgunluğu
ikisinin ellerinde ufalanan kartlar
masaya damlayan gözyaşı ile kapının son sesi vardı o anın çerçevesinde

5 Temmuz 2022 Salı

Erik Ağacının Altında

Temmuzun tembel bir öğlen sonrası geliyor hatrıma,olmayan takvimimde sayamayacağım kadar gün var okulun açılmasına.Evdeyim; biraz sonra bahçedeki erik ağacının altında mahalleli ile yenecek kısır için kavrulmuş soğan kokusu,kararsız ama ateşli bir rüzgarın havalandırıp havalandırıp tekrar yerine koyduğu kapının tülü uçuşuyor aklımda.Annem mutfakta telaşla halaylık yapıyor yazmasını,gerdanı terli, ayağına dolaşan bize mi yoksa havanın sıcağına mı bilinmez yine öfkeli.O zamanki çocuklara has bir yetenekle yaklaşan tehlikenin kokusunu alıyor uzaklaşıyorum.Birazdan doluşacakları ağacın altında aç karnımım sesini bastırıcak o şanslı eriği bulup ağzıma atarken sıcaktan memnunum her mevsimi ayrı seviyorum.Kızların mevsimlerden şikayet etmediği yaşlardayım.Erik ağacının altındaki çula oturup beklerken,kışları buz tutan evimizin pencresine vuran temmuz sıcağını çok yakıştırıyorum.Kapının tülünü sallayan rüzgar, erik ağacının yapraklarını hışırdatıp uzaklaşıyor.Çocuklardan en irisi bahçe çeşmesine taktığı hortumla sulamaya başlıyor un gibi olmuş kızgın bahçe toprağını.Elinde evden demleyip getirdiği çay ile nevaleyi yüklediği leğen yüzünden demir kapıyı omuzlayıp açan rukiye teyze gürültüyle dalıyor bahçeye "gız oraları çamur ediyonuz,bide sizin çamurunuzu mu yıkayacaz gavurun dölleri" derken eteğinin altındaki küçük kızı ile göz göze gelip kikirdiyoruz.Büyük kızları giriyor Rukiye teyzenin saldığı demir kapıdan "aa daha kimsecikler gelmemiş ya gız anne bizi zorunan getirdiydin"diye söylenerek.Rukiye teyze üç çocuk emzirmekten sarkmış memelerininin ağırlığı ile öne düşmüş omuzlarını silkeleyiveriyor "ağır bok yiyecediniz evde, aha ordada yatıyodunuz burdada yatacanız,gidin yatın şoraya"derken çulun ucuna leğeni ve kendisini bırakıveriyor.Biz yine rukiye teyzenin küçük kızıyla göz göze gelip kikirdeyince yanı başına koyduğu naylon terliği fırlatıveriyor kafama "gidin gız şorda kişneyin yonanın dölleri" yazmasını halaylık yaparken ardıma dönüp bakıyorum Onun'da gerdanı terli.Kafama tüküreyim diyorum anlayamadım yaklaşan tehlikeyi.Bir anneye ateş basmadan uzaklaşmanın önemini ta o yaşlarda kafaya yenen terliklerle ezber ediyorum.

27 Haziran 2022 Pazartesi

Diziler ve Podcastler

Ben iyi bir radyo dinleyicisiyken radyo reklamlarından daral gelmişti onu geç o eski kadim radyocular kayboldu son yıllarda.Artık kalan günlerimi iyi bir podcast dinleyicisi olarak geçireceğim galiba.Son zamanlarda bana her anlamda çok iyi gelenler şunlar 1- Deniz Yüce Başarır "Ben Okurum" walla ister okusun ister üflesin bu kadının sesi beni bu bozkırdan alıp Babilin asma bahçelerine götürüyor.
2- Serdar Kuzuloğlu "Zihnimin Kıvrımları"çok sık içerik üretmesede sesi ve seçtiği konularla en iyilerden.
3- "Ortamlarda Satılcak Bilgi"Merve aslına bakarsanız bir numaraya oynar kalitede ama gülüşüne hasta oluyorum.Milletin gülmesine takacak uyuzlardan değilim ama harbiden kötü gülüyor:)Onu bir kenara koyarsan işlediği konular ve üretkenliği ile takdire şayan.
4-Nilay Örnek "Nasıl Olunur"Yalan yok ben Nilayın sesinin güzelliği hatrına dinlediğim çok program oldu.Konuklar ilgimi çekmediyse:)Ama Nilay da maşallahı olanlardan,podcast değilde o benim gönlümü şurada çalıp kaçtı.O da benim gibi eski güzel evlerin meftunu hikayelerinin divanesi.Ruh ikizim gibi bir şey bu kız, müridi gibi hissediyorum.Gel parasız pulsuz şu işlerimi gör dese herşeyi bırakır giderim yaptığı şeye aşığım yalan yok.
Aslında daha çok dinlediğim programcı var ama buraya yazmak için yayınların belli bir kalitede olmasına önem veriyorum.Bazılarının mikrofonları çok kötü bazılarında içerikler güncellenmiyor falan filan.
Çok youtube izleyen biri değilimdir ama Ramazanda takıldım sonrada bırakamadım kafa boşaltmak için birebir bir kanal.(birebir ikiye iki üçe üç Yazar şuanda döne döne koşarak uzaklaştı,manyak karı aynı cümlede dört kere bir dedi)Biraz izledikten sonra bende o evde yaşıyormuşum gibi oldu.Bence kanallarının sırrı da bu.Çünkü ne izledim lan ben diyosun boş boş ama eğlenip rahatlıyorsun.İzleyin anlarsınız takibe de alın alırsanız cansınız almazsanız cancıksınız:)) "Ne oluyor Ya"
Ben bir ara Ortamlarda Satılacak Bilgi Merve nin tavsiyesi ile çok arayıp bulamamıştım bu belgeseli sağolsun birisi youtube'a yüklemiş akşam oğlumla izledim ama eminim bir gün tekrar izlerim sesi kapatır öyle izlerim görsel ve duygusal olarak çok güzeldi."Bal Ülkesi Honeyland"Bir saat gideyim Makedonya dağlarına Haticelerin yuvasına derseniz eminim yüreğnizin yerini bir daha hatırlarsınız.
Unutuyordum bu çok güzeldi,Alexi çok sevdim "maid"netflix dizisi

22 Haziran 2022 Çarşamba

Yalnızlar Kulübü Vol:1

bu postu da yayınlamaz isem blogger yüklüğünün üçüncü postu olacak.Halbukiyse yazmam gereken ne günler atlattım bilemezsin.Bunun adı orta yaş bunalımı değilse menopoz o da değilse geç ergenlik ama muhakkak tıbbi bir adı olan bir nevrozdayım.Nasıl bir boka bastımsa çırpındıkca içine çekiliyorum sanki.Çok depresif bir tip değilimdir Allah biliyor ya.Ama yoğun tekrar eden negatif davranışlar bir olaydaki süreklilik sende hak verirsinki taşı bile delen bir kuvvete dönüşüyor.İnsan sevmiyorum bunu hep söylüyorum asgari müşterekte ilişki yürütmeye çabaladığım ki bunun büyük bir kısmı birinci derece aile ve bir kaç arkadaştan oluşuyor, bu kadar azken nasıl bu kadar çok gelebiliyor anlamıyorum.Pasif kaldığım her durum aktif bir ruh yorgunluğuna dönüşüveriyor.Bu dönem az açıl soluk alayım dediklerim üstüme üstüme geliyor,derdin ne diye sorar mı diye beklediklerim kendi derdini anlatmak için sıra bekliyorlar.Sağlıklı bir ebeveyn ilşkisi kuramadığım kendi ergenliğim henüz bitmemişken oğlumun ergenliğinin zirveye ulaşması da tüy dikiyor.Bu günlerde toksik insan toksik aile kavramlarına takılıp kaldım, sonra düşündüm yaşadıklarımı, bu yaşa nasıl gelmişim?lan ben hamamböceği değilsem dahada birşey anlamamışım okuduğum ettiğimden.Tamam faktir ettik geçmişi geldik günümüze konularımız hala aynı mı maalesef evet!Mesafe ikinci search ettiğim terim "Mesafe" evet ama nasıl.Seyrek görüşme olayını çözsem ah günümüzün ulaşılırlığında patlıyorum.2001 yılında ilk cep telefonu cebime girdiğinde olmadık bir yerde arayıp nerdesin dediklerinde o tuttuğumun teknoloji değil özgürlüğümün urganı olduğunu anlamıştım ya neyse.Kocama tembihliyorum uçağım ıssız bir adaya düşerse kurban olayım aramayın beni diye.Çok yorgunum patron bu yazı burda bitmezdi ya sende yorul istemedim.Ama merak ettim senin olayın ne;tercih edilmiş bir yalnızlık mı yaşıyorsun veyahut kalabalıklar içinde yalnızlık mı?kız ne yalnızı fakir gibi! üçyüz beş yüz partiliyoruz 7/24 diyenler az açılın annem burası dertliler kulübü tükkanı kapamayın piliz....

22 Nisan 2022 Cuma

Duygular Atlasında Yufka Ekmek Kırıntısı

Ben çocukken ramazanlardan ve kıştan önce yufka yaparlardı evlerde.Bizim mahalleye talaş taşıyan atlı arabalar sıklaşırdı güzün,bazen ağaç kabukları da olurdu at arabalarında,ıslak ağaç kokusu sarardı her yanı.Kışın kömürü tutuşturmak için kullanılsada asıl yufka yaparken kontrol etmesi kolay alevleri olurdu bu ikisinin.Kontrol edebildiğimiz şeyleri seven insanlardık.Altlı üstlü otururuduk babamınkilerle.Hatıralarımda hep yengemle babaannemi hatırlarım birlikte yufka yaparken,annem olmazdı organizasyonlarda.Benle yaşıt kuzenlerime oklava verilip senitte ekmek yapmasını tarif ederken babaannemi izlerdim, aslına bakarsan izlemek isterdim.Bilirdim ne kadar küçüktüm bilmiyorum ama oldukça küçükken bile bilirdim bu zevk aldığım anlarda fişin çekilip yayınının şak diye kesileceğini,hadi kapattık diye dükkandan çıkarılan müşteriler gibi postalanacağımı.Okurken gözden kaçar belki bende yıllar sonra farkettim,o oklavayı elime vermelerini beklemedim hiç sadece seyrettim ve bundan deli gibi zevk alırdım birazdan bunun bile çok görüleceğini bile bile.Freud olsa sorardım; azla mutlu olmak konusundaki sonsuz başarımda bu durumun etkisini."Şöyle yapıvır gızım böyle edivir" diyen heybetli babaannem kibarcık bir kadın olurdu altın saçlı torununa tarif ederken ekmek yapmasını.Ben sesimi çıkarmaz Allah biliyor ya nefesimi bile eksik alarak otururdum onları görebileceğim en uzak köşede.Ama bir noktada farkedilirdim a.q:)Bana dikilirdi Babaannemin çocuk dışkısı rengi gözleri, küçük alevler saçardı benim ağzımın kenarındaki şapşal gülümsemeyi farkedince,babamdan çekinirdi direk kovamazdı sıktığı dişlerinin arasında "sende galk kızımda anayın yanına git"derdi.Niye neden diyemezdim o alevli gözlerin karşısında.Eksik aldığım nefesim hüpüüüp olurdu içimde, yeri bile incitmeden çıkıverirdim ekmek evinden.Eve vardığımda annem anlardı kovulduğumu bazen sorardı bazen ben ordan çıkıp sokakta başka oyunlara dökerdim hüpüpp olan içimin acısını."Emma estesya estesya da viktorya" diye diye boyum kadar iplerden atlardım asla yorulmazdım kimseye de yenilmezdim o yenik ruhumla.Geçen tatilde arkadaşımın sekiz yaşındaki kızı "ama denizde balık var ben korkarım" deyince bir iki muhabbet öncesi annesiz yatamadığından kumlara basamadığından konuşmuştuk beni bilirsiniz ne kadar hassasımdır:) yok ebeyin damı diyecekken ömrüm pedogog izlemekle geçti dur boşa gitmesin deyi ben senin yaşındayken "beni üzün üzün babanız bir üvey ana alsın,oda uyurken burnuza hamam böceği soksun"diyerek büyütüldüm dedim,ota kuma korkuyon alla alla diyede sıvadım.O arada minik kız gözüne far tutulmuş tavşan gibi bakarken arkadaşım olacak anası bu hikayeyi yirmi yıl öncesinden dinlediğinden altına dolduracak gibi gülüyordu.O günde önceki zamanlardaki aynı yorumu geldi;"yavrum senin motoru açmışlar bir kere dahada sen korkmazsın bir şeyden".Motoru açmayı tarif edeyim albayım; sıfır arabayı kilometre ibresindeki son hıza getirip saldın mı olan bir şey.Hep bunu düşündüm motoru açmış olabilir miyim diye.Ama ne varki zaman zaman hala şaşırıyorum bazen kırılıyorum ve o vakitlerde o kadarda açmamışım herhalde diyorum.Son üzüleceğim son kırılacağım o son üzüleceğim noktaya ulaşdımsa bile tekrar bir yaşanmışlıkta o noktaya sürtünüp döndüğümde acıyor yine.Taze derinin sürtülmesine benzemiyor elbet ama acı işte bilim gibi net benim duygular atlasımda.

10 Aralık 2021 Cuma

What do you need?

Geçen Mina karbonhidrat aşerme durumundan bahsetmiş ya aslında bu konuda hakkımı yemeyeyim iyi gidiyorum.Allah sizi inandırsın üç beş aydır squat lardan hundred lara,let pull downs lardan koşu bantlarına vuruyorum kendimi.Belki de bu yüzden karbonhidrat aşermiyorum.Ama herkeşlerin zaafı var misal;ıspanak görünce aklıma el açması kol böreğinden başka bir şey gelmiyor.Hayatımda denediğim internet ortamındaki en başarılı tarif bu olabilir deneyin yemek kadar basit geldi yapımı:)zira tam tersi durumlar olur genelde."Yapması bir ömüüüür,bitirmeeek bir dakika" isimli eser üşengeç kıslara gelsin.bu da benim eserim:) Şimdi -kız evde un var mıydı? diye kalkan tatlı kız ikinci videoyu izlemeden önce o elindeki merdaneyi yavaşça yere indir. gönül rahatlığıyla yemek,börekleri gömerek o kaslı vücuda sahip olacağına inanmak en güzeli:P kilo problemi olan bir insan değilim ama pinterestteki sporcu aplalardan ne eksiğim var,bu yapıyorsa bende yaparım gibi türk tipi motivasyonum tam hamdolsun.Bu posttanda anlayacağınız üzere benim merdaneye ve motivasyona ihtiyacım var.Twitter da bir kız şöyle diyordu "Allahım sen bana Sibel Can cilvesi ver,gerisi zaten olur" Siz de bu engin ışık tutmalarım sonucu neye ihtiyacınız olduğunu bulursunuz her halde:P

1 Aralık 2021 Çarşamba

İsmini Vermek İstemeyen İzleyici

YEDİM
Karantinada domatesle uğraşırken aylardan Eylül dü ama benim evde ağustos sıcağı duruyordu.Daha önce hiç denememiştim domates kurutmayı,efsane oldu çok sevdim,önümüzdeki sene tonlarca domates kurutacağım!Evde yalnızsam genelde tereyağına yumurta kırarım;kuru domates ve kruton ekmek ile yaptığım omletimsi şey damak çatlatan cinsten deneyin muhakkak.Kruton denememişseniz oradan başlayın sarımsak-kekik-zeytinyağı ile harmanlayıp fırına verdiğiniz bayat ekmekler bir kere tadarsanız eminim tekrar tekrar yapacağınıza. .
SİNİRLENDİM pek anlamam astrolojiden işhanında yükselen sesler sonrası duydum "Boğa Dolunayı"nı sonra baya hareketli geçti kasım, günahı boynuna. O kadar çok şey vardı ki fotoğraflara bakıp hatırlamaya çalışıyorum.Ama benim için bir numara evdeki davetsiz bir misafirdi.Tutkala yapışmış halini buraya koymak istemiyorum.Evet doğru tahmin ettiniz evde fare ile 15 saate yakın bir macera yaşadık.Ayhhh tövbeler olsun fare ne ya? bir yaşında bir binada son katta farenin ne işi var değil mi?Sıkıntılı bir daire vardı bizim katta,vardı diyorum şükürler olsun boşalttılar.Bir yıldır hiç karşılaşmadığımız(Ev herkesin uykuda olduğu sattlerde aktive oluyordu) kiraladıkları evi patronlarımız aldı,patronlarınız ne iş yapar diye sorduğumuzda "gizli bir iş"dedikleri,mitçimi dediğimizde hehe diyerek bizimle vaşak geçen komşularımız son tahlilde evi farklı yaratıklarla paylaşıyorlarmış.Çöp için bir asansör var koridorda,sanırım çöp atarken açık bıraktığım kapıdan girdi davetsiz misafirimiz.İnsanın huylanması şu bu neyse de ben biraz kılım bu konularda,evdeki tüm eşyaları bezin döküp yaksam mı derken şöyle dezenfekte ettim. o saatlerde kedisi olan bir komşum sağolsun iki tekir ile mücadelemize destek oldu.Hayatlarında hiç fare görmemiş iki tekire bakarken kendi ortamında yaşamayan varlıkların ne kadar başkalaştığına tanık oldum.Bu ne demek diyenlere kız iki tane koca kedi yumruk kadar fareyi yakalayamadı ya!En son sinirden sandalyelerime tırnaklarını takıp katır kütür yapan arkadaşa sahibinin yanında -Ülen fareyi yakalayamadın bari eşyama zarar verme benim malım kıymetli dedim. Allahın sadanası sen anlı şanlı tekirsin.(Sadana:konyalıca saf salak)bir fareyi yakalayamıyorsanız ne bileyim atın kendinizi çatıdan aşağıya.Sonra kendime döndüm bir baktım acaba olmam gereken yerde mi yetiştim benim habitatım burası mı diye?Farklı bir yerde yeteneklerimden habersiz bir ömür geçirmiş olma ihtimalim korkuttu.Empatiye gel.

Öldürememe ve Olduramama Noktası

Bazıları kime benziyor biliyor musun dedi kız                                                              elindeki bardağı bırakırken mutfa...