27 Eylül 2018 Perşembe

Alemci Kuşlar




Geçenlerde sabah bir yerden kuş sesleri geliyor ama nereden olduğunu da anlayamadım.Tövbe hayvanların boğazında hastalık varmış gibi.Neyse kocamın yaratıcı alarm sesiymiş.Kalktı kapadı geldi.
-Bu ne sesi?
-kuş sesi
-akşamdan kalmış senin bu kuşlar
-nasıl yani?
-böyle kuş sesi mi olur ya?
-geçen sen rahatlatıcı ses uygulamalarında dinliyordun ya
-hacı benimkiler gerçek kuş sesiydi
-benim ki ne?
-şimdi yeşil örtülü kahve masası hayal et-ettin mi tamam.Bu kuşların göz altları siyahlaşmış,ayağında yumurta topuk, birinin elinde tespih  hah işte senin kuşlar öterken aynen bu geldi gözümün önüne
-nasıl bir ruh hastasısın? beş dakikada şunu yazdın.Harcamışın kendini,senaryo yazarı olacakmışın.
(Ben pis bir insanım sabah kendi dahlim dışında uyanınca daha bir pisleşirim.)Gülerek kalktım
-çay koyayım madem
-koy madem
-içeriz senin alemci kuşlarla


21 Eylül 2018 Cuma

Gıybet Time!


Bu yaz dedikodularını kayıtlara geçiremeden güz geldi ya.Çekil biraz kenara birde içecek bir şeyler hazırlarsan başlıyorum.Şimdi ilk konu sosyal medya ve gerçek hayatlar konusu hani hayaller-hayatlar muhabbeti.Yok çok aktif değilim,bir instagram hesabım var orada da mis gibi sevdiğim hesapları takip ediyordum gel zaman git zaman bir iki aileden arkadaştan takipleşenler oldu.Hadi onlar neyse de biraz karıştırınca ortak tanıdıkları görmek birkaç saniyeni alıyor.Tamda bu yüzden sileceğim sanırım hesabı.Şimdi Seren Serengil akşam hayatının en berbat gecesini yaşamış sabahında sofradan şükür sebebim+kalp aşk+kalp paylaşımı yapsa bakar geçersin.Ama misal teyzemin kızı evine haciz gelmiş sabahında evinin en güzel köşesinden fotoğraf koyup Rabbim ne şenim paylaşımı yapınca hönk oluyorsun. Abartmıyorum sosyal medya benim tanıdığım bildiğim insanların etrafında böyle kendini kandırma oyunlarının açık gişe oynandığı bir yer oldu çıktı.Ha boş zamanım yok Allah'tan girip tek tek bakmıyorum.Ama bir yerde dönüp dolaşıp önüme düşüyor.Geçenlerde annemle gıybet konularımızdan birisi,tanıdık birinin kardeşinin bilmem nesiydi,bu kızımız daha yirmili yaşlarında iki-üç yaşlarında çocuğu  var.Çocuk yaşlarda evlenip üstüne çocuk yapanlardan.Meğer kocası bunu dövüyormuş annem ilk söylediğinde şok oldum.Çocuk yaşta aşık olup ne yeriz ne ederiz muhabbetine uzaktan el sallayıp,şuursuzca çocuk yapan üstüne bir tane aklı başında büyüğün -durun çocuklar siz ne yapıyorsunuz? demediği orta çağ trajedisinde gelinen nokta buymuş.Hadi geçinememek kavga gürültü olabilir ama dayak konusu beni sarstı.Ortak bir tanıdığımızın fotoğrafının altında yorumunu görünce dayanamadım profiline baktım kapalıydı profili ama isminin altında kendini şöyle tanımlamış "Gülizarnurun annesi/Kemalinin kıymetlisi".E bu Kemal seni dövüyormus.Aslında böyle olaylara gülüp geçmeli ama ben yapamıyorum üzülüyorum.Bu huyumdan da nefret ediyorum.Başına ne gelirse gelsin beni hiiç alakadar etmeyecek insanlara üzülmek aptallık bi yerde ama huy işte.Daha üniversite yada dershane sıralarında lak lak yapacağı yaşlarda,kaynana evinde dayak yiyip çocuk büyütürken bu arada kendisi de büyüyen bir kız çocuğu.

İkinci konumuz yine bir kimselerin kızı.Hanım kızımız iki yıllık bir üniversite bitirip uzunca bir zamandır evde görücü bekliyormuş.Gelen görücülere maaş+ssk+malvarlığı sorularını sıralıyor.Bu arada babasının maddi varlık beyanını verirken,muhatabına önümüzdeki on yılda yapmak istediklerini sıralayıp bunları maddi anlamda karşılayabilir misin?Hadi karşıladın özgürlüğüme karışacak mısın minvalinde sorular sorup elemesini tamamlıyormuş.Yok anlamadığım kızı tanıyorum, tip desen yok,ağzını açsa konuşmayı bilmez.İşi gücü yok "yok Allah yok" bir tip.Kimse demez etmezse bile hiç aynaya da mı bakmaz anlamadım.Kızın profiline baksan,sufilikten geçilmiyor,Bir hırka bir kuru lokma.

Geçen arkadaşlardan birisi eltisinin tatil fotolarını gösteriyordu,ha birde bu var,olmadığın mecralarda yada takipleşmediğin insanların sosyal medya paylaşımlarını "şuna bak" diye gösterebiliyorlar sağolsunlar.Buna dolaylı gıybet diyoruz.Günaha direk değil dolaylı yollardan katılım sağlandığından:)
Bu tatlış hanımda kocası ile denize karşı sarılmış "aşk+huzur+deniz" yazmış.
Arkadaş ta demez mi "yok adamın evde ümüğüne çöktüğünü bilmesek,poz on numara" diye.İşte böyle,bu liste uzar gider.Şimdi evlenmemiş çocuk yapmamış toplumuzca tırnak içinde eksik kalmış insanlara burada koca bir ibret var.Sakın ola bu çizilen pembik tablolara aldanmayın-hasetlenmeyin-üzülmeyin.
Özet olarak "Sensiz nefes alamam" diyen instagram kocişkoları eve gelmeden baya bir sunni tenefüs yapıyorlar....

5 Eylül 2018 Çarşamba

İSTAANBOL

Ah istanbol istanbol olalı diye  söyleyince ses uyumu daha hoş oluyor benden tavsiye.2018 yılı tatil planında her kafadan ayrı ses çıkınca çeşitli beklentileri ortak potada eritmekte üstüne olmayan bu şehrimiz kazandı yine.Bir kere kokusu yok mu o koku, nasıl oluyor bilmiyorum ama insanın burnunda tütüyor.İlk gittiğimde defalarca gideceğimi bileydim ayaklarımı hunharca patlatmaz üç beş ziyaret noktasını ötelerdim bilemedim.İstanbul'da ömür geçirmiş bir insanın bile görmediği kadar yerini gezip görmüşümdür belkide.Bu sefer anlattığım hallerden ötürü gezilecek 1586 yer konulu program yapmadık.Üstüne bin kerede söyledim sıkılgan ev erkeklerine "Bana bulaşmayın Karaköy'de bir banka oturup sekiz saat karşıya bakıcam"ee ertesi gün dediler"Ertesi günde bebek parkından karşıya bakarım"dedim.Tam olarak sermeye gitme niyetindeydim.Öylede oldu aslında.Öncesi daha yorucu oldu yine, otel bul,bütçe-konfor analizi yap.Kahvaltı olsa süper olur kahvaltıda çay makinasının anasını ağlatıcaz(N'apalım içkimiz yok kumarımız yok bi çayımız var) lokasyonu iyi olsun arabasız gideceğiz toplu taşımalara yakınlığı önemli derken bin türlü ihtimal ve seçenek arasında gitmeden yoruluyorsun.Geç üstüne bir de dolar patladı ve her düşünerek geçirdiğimiz gün otel fiyatlarında artışa sebep oldu.En son gidişimizde booking.com henüz ülkemizde yasaklanmamıştı.Çok tatlı bir oteli kelepir bir fiyata kapatmıştık.Bu yıl bir gecelik ücreti önceki yıl beş gün konaklama bedeline tekamül ediyordu.Eğer yolunuz düşer fiyatı da bütçenize uyarsa bu oteli deneyimleyin muhakkak.Kağıt peçete yoktu otelde öyle bir elitlik:)Sabah omletini garson masaya koyarken o koton servisleri alıp bağrıma basasım geliyordu.Seviyorum ben detayları.Birde otelin kokusu bazı firmalarda olan kurumsal denen koku,Paşabahçe ile yarışır diyeyim siz tahmin edin.Bu arada bir zamanların Balıklı Rum Hastanesi imiş tarihi bir dokusu da var.
Öyleyken öyle olunca  bu yıl trivago'da baya bir mesai harcadık ama neyi keşfettim biliyor musun okuyucu ister filtrelerden bölgeyi belirle,istersen bütçeni ,istersen kaldır at hepsini iki kilometrekarelik alanda otel aradığım oldu,defalarca aynı oteli getirip burnuna sokuyor.Nasıl bir mantıkla bunu yapıyor sen yorumla.Taksim otellerine günlerce baktık hem alan olarak hemde bütçe olarak sınırlı aramalar sonucu karşımıza çıkan tüm otellerin adını fiyatını ezberledik neredeyse.Ne zaman neredekal.com gibi farklı sitelerde gezdik Allah Allah dedik böyle bir otel mi varmış.Döndük trivagoya e günlerdir aradığımız sınırlar içinde,bütçe olarak otel türü olarak tamda bizim aradığımız yer.Ama ne hikmetse site önümüze çıkarmıyor.Kendi sisteminde kayıtlı olmasına rağmen.Aman siz siz olun farlkı yerlerden arayın tarayın.Trivagodaki fiyatlara aldanmayın birde otel ile iletişime geçin.Misal biz 10karaköy'e rezervasyon yaparken oteli aramıştık çok yüksek bir fiyat söylemişlerdi döndük bookingden daha uygun bir fiyata yaptık rezervasyonu.Bu gidişimizde otel daha uygun bir fiyat verdi üstüne trivagoda standart odanın fiyatından daha ucuza corner deluxe denen daha büyük daha manzaralı bir odasında konakladık.Bu sefer kaldığımız otel hemen galatasaray lisesinin dibindeki turnacı başı caddesindeki Corinne Hotel di.Ben bilmiyordum bilen bilir memoli'nin belgin ablanın yılan hikayesi dizisindeki evleri Mimoza Apartmanı.Zamanın önemli mimarlarından Mimar Kemalettin tarafından 1911 yılında 3.Vakıf Han olarak yapılmış çok güzel bir bina.Odalar şık 2,5-3 metre tavanı vardı eski binaların en çok bu yanını seviyorum ama gel gör ki 10karaköydeki garsonlar burada yoktu.Değil koton peçete masaya ıslak mendili kalkıp bir zahmet kendimiz aldık.İlk gün ikramımız diye koydukları su şişesini ilk günden sonra görmedik ki bunların ilk günden sonra koymadıkları su pet şişeydi 10 karaköy'de cam şişeydi neydi detay önemli.Mutfakta ve temizlik birimlerinde çalışanlar Türk değildi ve yüzde doksan otelcilikle yakından uzaktan ilişiği olmayan kişilerdi.Eğer ki ufukta İstanbul gezisi varsa kaynak olsun.Banada online günlüğümde bugün gereksiz ama dönüp beş sene sonra okuyunca hoş anılar silsilesi olsun diye yazdım devamı elbet gelecek daha taksim merkezli İstanbul dedikodusu yapıcaz inşallah maşallah Corinnenin fotoları ile veda ediyim.Ha unutmadan Atatürk'ün mektup arkadaşı Madam Corinne den almış otel ismini