23 Ekim 2019 Çarşamba

Hafta sonu kaçamağı

Hz.İsa'nın havarilerinden Saint Paul'un oniki yıl yaşadığı bir köye gittim hafta sonu, eski adı Botsa yeni adı Güneydere.Ne ile karşılaşacağımı bilmeyince resmen sürpriz oldu. Şeker hastalığına iyi gelen suları,ağaçlar dolusu böğürtlen-kuşburnu ve ilk defa karşılaştığım yerel halkın gülabba dediği gilaburu meyvesi. Bol yürüyüşlü bol yemeli bir gün oldu.Galiba uzak yerlere meylederken yakınlardaki güzelliklerden bihaber kalınabiliyor.Bu yıl yakın ilçe ve köylere mesai harcamaya niyet ettim bakalım Konya iklimi de müsaade ederse hafta sonu avm lerde ömür tüketmeyiz inşallah amin












Köyün sokaklarında yürürken bir teyze gördüm camın arkasında bana bakıyordu,el sallayınca oda salladı elini,elmalı teyze bizi görür görmez koşup içerden elmaları kaptı geldi ikram etti.istanbul'a ilk gidişimdi otobüste orta kısıma bebek arabasının frenlerini kilitleyip boş bir koltuğa oturmuştuk.Bir süre sonra teyzenin birisi feryadı basmıştı dönüp ardıma baktığımda bebek arabasını tekmeliyordu tekmelerken de ipini koparan İstanbul'a geliyor diyordu.Sağolsun rallici gibiydi şöför,araba sürüklenmiş belliki ayağına çarptı o sırada.Teyzenin tepkisini yaşına verip özür dileyip arabayı almıştım ayağının altından.Bu teyzeleri de görünce daha iyi anladım ki insanı pisleştiren yaş değil yaşadığımız boktan şehirler.İmkanınız varsa kurtarın kendinizi



18 Ekim 2019 Cuma

Temiz temiz deliriyorum

Fox'ta Kadir Ezildi nin Temizlik Benim İşim adlı programına taktım.Sürekli bilgisayar ekranına bakarak çalıştığımdan genelde dinlesem de temizlenen evlerin ilk ve son hallerine bakmaya dikkat ediyorum nasıl rahatlıyorum anlatamam.Fırsat buldukça temizlik yapıyorum ofiste-evde fırsat olsa hamama gidip kendimi de ova ova saatlerce yıkamak istiyorum.Titiz yada takıntılı falan değilim gerildikçe tek rahatladığım yöntem bu.A haber izlesem düzelirim belki ama  çok denedim yapamadım.Şimdilik kapı cam silince iyi geliyor.Geçenlerde on beş yaşını dolduran çamaşır makinemin kapağındaki körüklü contanın arasında kireç gördüm bir koşu makine temizleyici alıp döktüm meğerse görünen buz dağının minnak bir parçası imiş kazanın lastiği ile kazan arasında kalan boşluktaki pisliği görünce kafayı yedim fotoğraf çekmeyi de akıl edemedim pinterest ta buldum şunu
ben bunu gördüğümde Rossman dan aldığım makine temizleyicisi çoktan gider borumdan kanalizasyona ulaşmıştı.Bezle alabildiğim kısmını alıp beyaz sirke karbonatı deterjan gözüne koyup doksan derecede tekrar boş çalıştırdım makineyi.Sonra tekrar  sildim tekrar çalıştırdım falan derken makine ile hayli bir mesai harcadım.İşin garip kısmı makine temizliği diye arayıp taradığımda bizim vatandaşlardan makinenin bu bölgesi ile ilgili tek girdi yoktu. Sağ olsun pinterest'te bu ablamız üşenmemiş kız kardeşinin makinesi ile,kendisinin ki bu modelden olmadığından önden yüklemeli diye tabir ettiği çamaşır makinesi temizliğini bizlere anlatmış.Şaka gibi değil mi kıyafet temizlediğimiz bir alette bakteriler mantarlar cirit atıyorlar.Sizde bakın makinenize muhakkak temizleyin.Evlerde temizleyemediğimiz bölgelerde negatif enerji biriktiğini bunların hastalık sıkıntı olarak bize döndüğünü biliyor muydunuz bilin silin süpürün havalandırın.Bu ara gelsin enerji gitsin aroma-terapi modundayım. Safer ayı çıktı mı bilmiyorum sağ olsun arkadaşlarım bu ayın tüm negatif enerjisini emip dertleşme adı altında üstüme kusup gittiler,ülkenin gündemi de eklenince ben n'apayım Romalılar?küvete çamaşır suyu koyup içine mi yatayım?lavanta suyunu kafama dikip serhoş mu olayım?yada bir kova su yapıp külliyenin camlarına mı girişeyim?

29 Ağustos 2019 Perşembe

Keşf-i Blogger etkinliği

Keşf-i Blogger Etkinliği



"Keşf-i Blogger" Etkinliği.
Alık kafamla deep in söylediği şeyi mim zannedip mimi yaptım.Neyse onun da zararı olmaz asıl bu etkinliğe davet etmişti sağolsun.Ben bir sürü güzel blog tanıdım umarım herkes için öyle olur



Bu yayında yapılması gerekenler çok basit;

1-Linklerini paylaşan güzel arkadaşları takip etmek.
2-Kendi güzel linkinizi yazının altına eklemek.
3-İçtenlikle yazıyı sonlandırmak ve blogger arkadaşları bu etkinliğe davet etmek :)






Blog Linklerimiz;

edischar.blogspot.com

akkurttaha.blogspot.com

sadevederin.blogspot.com




(Linkinizi tam şuraya ekleyebilirsiniz)

7 Ağustos 2019 Çarşamba

Soylu böğrümde bir yara




iki yıldır DMax kanalında yayınlanan "Hurda Avcıları"denen programı takip ediyorum. Allah'ım bir yandan psikopatça zevk alırken bir yandan da uyuz oluyorum.Hiç izlemeyenler için özet geçeyim programın başrolü Drew (mavi ceketli)ingiliz bir antika uzmanı,dükkanı ve şu internet sitesi aracılığı ile topladığı antikaların satışını yapıyor.Atölyede tadilat isteyen eşyaları elden geçiren ustaları,kendisi kadar bu konunun uzmanı karısı Rebecca ve yanından ayırmadığı şöförü Tee ve tatlımı tatlı bir köpekleri var.Drew ve Tee her program bir sürü eve yada hurdalığa gidip antika eşyalar topluyor sonrada satışını yapıyorlar.Benim uyuz olduğum burada ev diye nitelendirdiğim yerler,genelde bunlar şatomsu şeyler oluyor adamlar bir giriyor ev sahibi "ben bu evde yaşayan 6.kuşağım" falan diyor abartısız bin yaşında bir ev gördüm programda.İçinde oturanlarsa baya sen ben gibi insan, kulağı gözü falan var.Eşyaları anlatmaya ömür yetmez,evlerin içinde kullanılanlar genellikle satılık olmuyor gözden düşen yada kullanılmaz hale gelen eşyalar daha önce ahıra çıkartılıyor drew oradan seçiyor. Üçyüz pound değerinde dünya küresi gördüm dün ki programda,he walla bildiğin ahıra atmışlar neyi dünya küresini.Daha ben konya'da naylondan yapılmayanı bulamadım geç, bulursam bütçeme uygun olur mu şüpheler içindeyim.İşin evler ve evlerin potansiyeli ötesinde bu ürünleri Drew aracılığı ile alan kitle tarafı var ki en az bu evler kadar beyin yaktırıyor.İnsan tam hangi noktadan sonra evine bu tarz ürünler alıyor acaba.Ne zaman ister demiyorum bana kalsa ooo hepsi benim bebeklerim hepsini isterim de,ala-bile-bilme safhası nedir.Ev araba borcu biter çoluk çocuğun okul taksitleri ödenir karın da doyar o vakitten sonra mı?Refah düzeyi dedikleri şey ile alakalı bir şey bu sanırım.Bizim gibi a101 indirim kataloğundan ayakkabılık alan fakirlerin algılayabileceği şeyler değil galiba.
Bu şatolara giderken yol boyu havadan çekilmiş görüntüler geliyor,yemyeşil bir doğa binlerce metre dönüm arazilerin ortasında evler.Hiç mi halaoğlu gelip evin arkasına yanına çıkma kat yapmaz yapmamış yahut tam dört yol ağzına bir bakkal dükkanı yok gerçekten.Tüm bu beyin yanmalarımın ardında aklıma dedemin evi geliyor müta-it elinden çıkma 4+1 daire ,istikbal kanepeler,plazma tv ben bi gidip kendimi keseyim en iyisi

1 Ağustos 2019 Perşembe

Mujer Domestica


Birkaç gündür kurban bayramı temizliği yapıyorum.Öncesinde ramazan bayramı temizliği yaptım üstelik bayramda tatile gidecektim yaptım gittim.Ramazan öncesi de bahar temizliği yapıyordum.Ya bu ara kafayı temizlikle dağıtıyorum yada ünlü düşünür Sılanında dediği gibi "Gitgide anneme benziyorum afitap"bu arada dipnot allerjik ve doğa sever bir bünyem olduğundan su-sirke-arap sabunu en yakın enstrümanlarım birde su tüketimi konusunda oldukça hassasım.Şöyle söyleyeyim mutfak lavabosunda gidere akacak sabunlu suları bir yerde biriktirip balkon temziliğinde sabunsuz suları ev bitkilerini sulamada kullanan biriyim.Niye çünkü dünya yıkılırsa tek müsebbibi benmişim gibi hissettiren psikopat ruh halim.Kimseye zararım yok kendimce takılıyorum desem de bazı zamanlar korkuyorum takıntılı obsesif bir tip olacağım yaşlanınca diye.Allahtan dengesiz bir ruh halim var domestico uyuyup sabahında bohem uyanıp ev erkeklerine şöyle seslenmemin olabilitesi yüksek

-hey baylar bir kahve bile yok mu bu lanet mutfakta

ay yok bu tipi hiç sevmedim.Tamam domestik ten biraz uzak bohem den beride bir tipte mümkün .
Evdi temizlikti deyip saçını süpürge eden tipe de uyuz olduğumdan mütevellit geliştirdiğim bir taktikten bahsedeyim bir maske=bir temizlik.Misal saçlarıma hazır varsa hazırından yoksa organiğinden bir maske yapıp bonemi takıyorum o ara halıları süpürüyorum hoop onu yıkadık mı bir duş alıp cilt maskesi yapıp evin tozunu da o ara alıyorum.Niye çünkü ben manyağım.Hem temizlik yapasım var hem de beynime kazınan temizlik yapan türk kadını kapıcılar kralında kemal sunalın karısı gibi bir tip.Ben öyle olmak istemiyorum.Bir maske bir iş etkinliğinden fiziken çok fayda sağladım onu geç ruhen daha çok verim alıyorum.nasıl? şöyle bir kere akşam olunca ipek gibi saçlarıma dokunurken yada aynada pırıl pırıl bir cilde bakınca o kadarda yorgun hissetmiyorum.Bir taşla iki kuş.İngilizce kursu bittiğinden beri cumartesiler kutsal temizlik günüm oldu maskelerde işin içine girince hem ev hem kişisel bakım bir arada çıkıyor şimdilik.Arada geçmiş postları okuyorum bir nevi günlük gibi umarım 5-6 yıl sonra korktuğum başıma gelmez şimdilik tüm manyaklığım bu boyutta

5 Temmuz 2019 Cuma

kırmızı başlıksız yazı


Ayh hiç giriş gelişme sonuç yapmadan bodoslama yazacağım bundan sonra.Zaten var ya ben iyi bir yazar olamadım sa sırf bu tarz dayatmalar yüzünden olamamışımdır.(öz güvene gel aanım).Lisede kompozisyon dersi diye bir ders vardı başlarda ne özenirdim sonuç; çizgisiz dosya kağıdında üç cm boşluk koymamışsın "de" ler ayrı yazılmamış muhabbeti yazdığım hikayenin hep önüne geçince hevesle girdiğim nadir ders olmaktan zırt diye çıkıvermişti.Ben kimseyi kimseden ayırmak istemiyorumdur belki.Konuştuğum gibi yazıyorum.Noktayı genelde doğru kullanırım da virgülü bazen atlıyorum ok biliyorum.Zaten konuşurken de pek nefes almam soluksuz konuşurum .virgülün dil bilgisindeki yeri de sanırım böyle bir şeydi bir soluk bir es.Dahi anlamındaki de ayrı yazılır diye bir şey ezberlemişim ezberlemesine ama ayırmak istemiyorum.Ayrılığın her türlüsüne karşıyım.Şu ana kadar yazdıklarımın çoğunun altını kırmızı boyadı hatalı kelimeler bağırıyorlar Ne kadaan diye bir kelime yok diyor blogspot, bana göre var napıcaz.
O değilde Şeyma Subaşının kitabının,çok satanlar listesinde olduğu bir ülkede bu neyin elitistliği kardeşim diye sorasım var.Şimdi anladınız mı niye kırdım kafayı.Sabah iki tane kepçük ağızlı kız konuşuyordu tvde, şu sabah karga bokunu yemeden ekrana oturup milletin b..kunu yiyen programlardan biri.
Yaa dedim o zaman aklıma evde kalmış edebiyat hocam geldi.Sordum sonra;
Noldu ben deleri ayırmadım da n'oldu hocam,elin kızı,milleti ekran başında sustalı maymun gibi oturtup paraları cukkalayan evli adamdan bir çocuk peydahladı üstüne boşandı hayatını yazdı bu da yetmedi bu ülkede şimdiye kadar 40.000 sattı ya.

Benim yazar falan olacağımdan değil yanlış anlama olmasın,dil bilgisi de en az iyi hikayeler kadar önemli belki de mevzu bu değil. Zoruma giden nihayetinde bu kızın bu ülkede topladığı motivasyonun gerçekten yetenekli genç insanların hocalarından,ailelerinden göremedikleri ihtimali.Ha birde şu var,namus aşağı namus yukarı bir milletin tırnak içinde bir metresin hikayesini bu kadar merak ediyor olması sizinde zorunuza gitmiyor mu?


1 Temmuz 2019 Pazartesi

Herşey güzel oldu mu eğleniyonuz mu gülüyonuz mu anam!



Saçma sapan gündemlerin ardından hepinize yalan dünyanın Tülay'ının ağzıyla eğleniyonuz mu gülüyonuz mu anam  diyesim geldi.Yaz tatili başladı,bayram tatilinde güneydoğu turu yaptık iki aile,bu yıla özel bir durum mu yoksa hep mi öyle Allahım ne kalabalık vardı.Adana-Antep-Urfa-Mardin rotasında Adana da yemek yiyip kaçtık.Diğer tüm şehirlerde sokaklar doluydu oteller full,nerdeyse Urfa'da her çatının altında bir sıra gecesi vardı ama sıra gecesinde bile yer olmaz mı neyseki bir sıra gecesinde yer bulduk ama otel bulamadık son tahlilde tek oda bulsak çocuklarımızı yatırıp kendimiz dışarıda kalmayı bile göze aldık ama yok bildiğin sokakta kaldık.Gittiğimiz araç Allah'tan büyüktü kenara çektik üç çocuğu arabanın arkasına yatırdık.Balıklı gölde dolaşarak sabahladık.Müthiş bir geceydi sokakta kalmasak Urfa'da yüzlerce yıldır sabah namazında tekrarlanan toplu zikiri göremeyecektik.Çok enteresan ve oldukça etkileyiciydi.Sabahın loş havası,üstümüzde tüm günün yorgunluğu,Hz. İbrahim'in hem doğduğu hemde ateşe atıldığı yerde olmanın hissi ile belleğime kaydettiğim özel zamanlardan birisi oldu.Ertesi gün Mardin otellerinde yer olmadığını duyunca rotayı Diyarbakır'a çevirdik iyiki de çevirdik.Diyarbakır batıdaki şehirlerden hiç bir eksiği olmadığı gibi temizliği insanlarının sıcaklığı ile iyi ki gelmişiz dedirtti.Mardin İstanbul'un taksimindeki kalabalığı aratmaz bir kalabalıkla karşıladı bizi.İlk fırsatta en az üç günümüzü ayıracağımız bir Mardin turunu gezi defterimize yazdık.Güzel bile demiyorum haksızlık olur diye Mardin bambaşka bir yer.Muhakkak gidin görün.Bizim talihsizliğimiz Mardin'de kalacak yer bulamadık Urfa da o sabah arkadaşımız kahvaltıda yediği ciğerden sonra acillik oldu ertesi gün bitkinliği geçmedi.Birde hastamız olunca akşam kararmadan Diyarbakır'a geri döndük.O kadar kısıtlı zamanda bile Mardin bizim aklımızı başımızdan aldı.

Sonrasında malum okullar tatil oldu,oğlum sabah babası ile ofise gelip akşamında benimle eve dönüyor.Şimdilik sıkıntı yok haftalık elli kağıt veriyoruz çay demleyip masaları siliyor.Akşamında bahçede çocuklarla oynayıp akşam ezanına müteakip eve giriyor.Çocuklarla sitenin karşısındaki camiye akşam namazına gitmeye başladı pek de iştahlıydı sonradan döküldü meğer camiden çıkınca dibindeki bakkalda cips partisi yapıyorlarmış.Evde yasak olan ne varsa Allah'ın izni ile:)tek tek denenecek mecralar bulunacak sanırım.Bir gün akşam yemeğinde geyiğin dibine ekmek banıyoruz sordu
-Anne yarın akşam namazında senin için nasıl dua edeyim?
-hım deki Allah'ım annem Ajda Pekkan gibi hiç yaşlanmasın de
-Tamam
o sırada babası zaplıyor tv de o ses Türkiye de seda sayan görünüyor
-Seda iyi seda diyor babası
-Hadi be insansı robot gibi o,  Ajda iyidir
dedim ve ışık hızı ile başka bir geyiğe atladık.Ertesi akşam benimki camiden geldi ağzında leş gibi cips kokusu
-anne dua ettim senin için dedi.
-ay bebeğim ne dedin
-Annem Seda Sayan gibi olsun yaşlanınca dedim
Ben koptum o dakika
-niye öyle dedin ki ben hoşlanmıyorum o kadından
-e babam dedi ki
-babana bakma ben sana Ajda gibi demiştim.
-E napıcam şimdi yarın gidince duamı gerimi alayım
-şimdi al
-olur mu
-olur olur

tövbe yarabbim olur dimi ya on yaşında sabi sübyan hemen duası kayıtlara geçmez değil mi:)

10 Nisan 2019 Çarşamba

Yerel Seçim Gibi Şeyler


Şimdi ben yatıyorum İstanbul seçimleri netleşince beni dürtün tamam mı?Seçim gecesi üçe kadar oturdum dört saatte %90 sayılan oylar dokuz gündür sayılıyor.
Yeni slogan:Durmak yok saymaya devam...

Anti-siyasi bir tiptim aslında.Kemalist teyzeler gibi
-Çıktık açık alınla on yılda her şeçimden diyip dalasım var ekrana çıkıp duran akp sözcüsü yavuza.Niye kendi lehine yazılan oyları söylüyorsun sürekli.Aradaki farkı da söylesene!

O değilde Chp kaybetme konusunda ne kadar da başarılı bir partiymiş,iki gün falan oylarımız çalındı der,gözyaşlarını siler,yeni seçimlere saklarlardı umutlarını.Müzmin beceriksizlik sanırdım da,buda bir erdemmiş meğer."Kaybetmeyi kabullenmek"

İstanbullulara seçimde hile yapıldığını düşünüyor musunuz? diye sormuşlar  yüksek bir oran hayır demiş.Seçimlerin yenilenmesi halinde ne olur ne biter bilemiyorum.Kazanıncaya kadar seçim yapma ihtimali çok uzak değil buradan bakınca.

































5 Mart 2019 Salı

Ergenliğin ayak sesleri



Gündemimiz daha dün gibi "terrible two" lar çişe alıştırmalar falan filandı.Dün google a "10 yaş yalan" diye bir arama girince fark ettim bir daha zaman çok ama çok hızlı geçiyor.Madem burası onlıne bir günlük olmuş zaman gelmiş oğlumla ilgili komik-heyecanlı hatıraları girmişim bunu da yazmalıyım.Mevzu bilgisayar oyunlarından bu ortamda çocuğumu nasıl korurum değil ama genel olarak bunun etrafında dönen bir sarmal.Bu yıl bir telefon aldık çünkü okuldan eve benden önce dönüyor evde telefon yok ve artık beşinci sınıfta hafta sonları kurstan veyahut ihtiyaç halinde bize ulaşması gerektiğinde kullanır diye düşünmüştük.Ha bunun yanında wi-fi bağlantısı olan bir ekran görünce aç kurt gibi saldırmasın.Gözü doysun kendi sınırlarını çizsin gibi şeylerde amaçlarımız içindeydi belki.Zaten bu tarz konularda ne katı kurallarımız nede sınırsız serbestlik tanımadık ona.İki yaşında oyun oynadığı bir tableti ve uyması gereken saat sınırları hep vardı.Telefon ona verilirken içine bir takip programı koyduk. Youtube gibi sitelere erişimi yoktu.Saat akşam onda telefon uykuya geçiyordu ve aktivitelerinin günlük bir raporu mailimize düşüyordu iznimiz olmadan uygulama yükleyemiyordu. Hah tamam şimdi gönül rahatlığıyla verebiliriz derken henüz "Black Mırror"izlememiştim:)İzleyenler bilir bir bölümde bir anne çocuğunun vücuduna bir implant yerleştiriyordu ve bir tablet sayesinde kızının duygu durumundan sağlık durumuna her şeye anlık erişebiliyordu,gördüğü şeyleri isterse blurlayabiliyor korkacağı sesleri mesela sokaklarında bir köpek vardı kız okula giderken ona havlayan,her defasında kızın nabzını yükseltiyor diye köpek havlamasını kız sekiz yaşına kadar hiç duymamıştı.Neyse spoiler vermeyeyim izleyin muhakkak en güzel bölümlerden birisiydi.Teknolojinin bizi nelere sürükleyebileceğinin en  güzel örneğiydi.Neyse bende oradaki annenin kontrol bende havasıyla bir kaç ay geçirdim.Ama bir insan yavrusu yetiştirirken asla ama asla kontrol sizde olmuyor. Bizde de durum böyle oldu bir gün kurstan aradı bir oyun yükleyeceğim arkadaşlarımla oynayıp hemen sileceğim dedi okey dedik bu emrivakiye.Sonra bekledik aradan haftalar geçti bulduğu her boşlukta oynamaya devam etti.Sabahları erken kalkıp okuldan önce okuldan gelip ben eve varıncaya kadar.Odasına uykudan önce kitap okuyacağım diye girdiği vakitlerde.Geçen hafta okulunda genel bir sınav vardı.Uzun paragrafları hiç okumadan sallamış şeklini sevmediği matematik sorularını kale bile almamıştı.İki hafta üst üste anlamadığı bir dil bilgisi konusunu anlatıyorum.İşin komik yanı bende bilmiyordum yıllar geçmiş fiil köküydü-çekim ekiydi falan önce çalışıp onunla tekrar geçiyoruz.Şimdi sınava girsem 36 yaşımda yüz alırım öylesi tekrar ettikNeyse ona defalarca anlattığım konu onda ertesi gün puf diye uçmuş gitmiş.Bazen bizi dinlemiyor dinlediğinde anlamıyordu.Bir oyundu tüm bunlara sebep.Neyse babası oyunu sileceksin dedi.Bu onun hiç hoşuna gitmedi baya karısı ölmüş gibi ağladı etti.Babası bir kaç saat sonra sileceğim demiştin ne değişti haftalar geçti diye çıkıştı.İşte hikayede bundan sonra başladı.O hafta boyunca her kuytuda oyunu tekrar yükledi tekrar sildi babası bir kere tekrar yükledin mi diye sordu hayır dedi.Bu arada kaç dakika oynadığının bile raporu geliyor.En son hafta sonu etüt çıkışı öğretmenlerinden birisi sınavda yirmi soruyu okumadan beş dakikada işaretleyip eline tutuşturduğunu kalan zamanda resim çizdiğini söylemiş.O gün ikinci kavgayı arabada etmişler babası play store ye erişimini engelledi akşam biz yemek yerken babasının telefonundan yasağı kaldırıp tekrar yüklemiş tekrar oynamış ve sonrasında silmiş.Ertesi sabah biz uyurken babasının telefonunu karıştırırken görmüş babası.Sonrası yandı gülüm keten helva babası bir yandan ben bir yandan saydırdık.Bu konuda kaçıncı konuşmamızdı bilmiyorum ama onun ilk yalanıydı.Etrafımızda benzer yaşta çocukları olan bir sürü arkadaşımız var herkes çocuğunun farklı bir yönünü metheder zaman zaman kimisi iştahından,kimi çalışkanlığından,kimi boyundan posundan düşündüm de ben ne olursa olsun her durumda oğlum bana yalan söylemez diye övünürdüm .Aslında neyi daha çok önemsiyorsak beklentimizde onlar oluyor.Tutunduğum dalda ilk çıtırtı olduğu için çok koydu.Bana kalsa ben elinden alacaktım telefonu,babası al kullan ama karşındakileri aptal sanma dedi.Odasının duvarına bir çarpı işareti koydurduk altına yapma yazdı.Sen her şeyi unutuyorsun bu yazı burada durdukça unutma bu konuşmayı dedik. Bilmiyorum işe yarar mı yaramaz mı?Genel olarak güven problemi olan bir insanım fakat çocuğuna güvenmeme çok farklıymış.Tamir olur mu bakıcaz zaman gösterecek...

1 Mart 2019 Cuma

Seçim,Semt Pazarı ve Do ıt yourselfler

"Yanağında gülünce bir çukur oluyor ya işte beni oraya gömsünler" yazmış duvara anonim bir aşık.Beni de Pinterest'e gömer misiniz?Seviyorum albayım do it yourselfleri:)En son kayınannemin otuz yıllık evini taşırken,bodrumda eskiciye verileceklerin arasından aldığım ganimetler bunlar gelsin before gitsin after




Saksılar şimdilik boş bakalım martta güzel fideler alırım belki,birisi evdeki aloevera nın yeni saksısı olacak,sepetlerin sapları da vardı söküp sprey boya ile boyadım ofisteki çiçeklere ne zamandır saksı arıyordum çiçekçiden gelen siyah plastiklerin içinde kötü görünüyorlardı maalesef bu tarz bir şeye tarla parası istedikleri için iyi bir şey alamamıştım.Saksıları içine oturttum güzel de oldu,ikea da vardı buna benzer bir hasır,yetmiş lira civarıydı.Hem ekonomik oldular hemde yıllar sonra bodrumdan çıktılar çöpten kurtuldular tam bir dönüşüm oldu bir sprey boya yetti iki sepete altlık tabaklara.Saksılara ise önce tavan boyası sürüp beklettim nede olsa ham toprak boyayı çeker diye bir nevi astar oldu.gözenekleri dolunca akrilik boya ile boyayıp transfer yaptım.Dünyanın en zevkli şeylerinden biri transfer bence,elinizdeki sayfayı bir objeye aktarmak hoş.Bilmeyenlere faklı transfer teknikleri var hatta hazır yapışkanlı satılanları da var.Ben dekopaj tutkalı ile yazıcıdan aldığım çıktıyı objeye yapıştırıp yirmi dört saat sonra soydum,burada dikkat edilecek nokta yapıştıracağınız yüzey şeklin olduğu yüzey olduğu için eğer yazıcıdan çıktı alacaksanız görüntüyü ters çevirip yazdırın yoksa benimki gibi yazılarınız ters olur:)


Sabah evleri süpürüp öyle çıktım.İngilizce kursu sömestr tatilinden sonra yine başladı haftada bir temizlik yapıyorum zaten,hafta sonları kurstan sonra elektrik süpürgesini göresim gelmiyor bu yüzden cuma sabahları artık temizlik günüm olacak gibi.Ev ile ofisin arası bir kilometre ve tam ortada semt pazarı kuruluyor.Hava muhalefeti ve çeşitli işler yüzünden iki üç haftadır uğramıyordum.Özlemişim resmen pazarın renklerini marketler gibi ruhsuz olmuyor.Her şey çok tazeydi.Muhalif sesler vardı orada da.Konya da düşünebiliyor musun?Tezgahın birinde pazarcılardan biri tanzim satış noktaları kapanmayacakmış diyordu ,ben o sırada ıslak olmayan tere arıyordum.Diğeri Melih Gökçek'e ait bir tv kanalından bahsediyordu -Arkadaş hiç mi yanlış yapmazlar her şey iyi her şey doğru olmaz bu kadar diyordu.Neyse son sebzemi de alıp pazardan çıkarken evet her şey pahalıydı ama pazar bereketi diye de bir şey var galiba 50 liraya kocaman alışveriş çantamı doldurdum kulağıma taktım kulaklıkları ofise yürüdüm bu seferde oda seçimlerindeki adaylardan birisi ziyarete geldi.Yarın bir kahvaltıya davetliyim,ingilizce kursumun olduğunu söylesem de ısrar ettiler.Ne kadar uzak kalmaya çalışsan da böyle zamanların bir atmosferi oluyor en çokta bizim gibi az gelişmiş toplumlarda.Muhtar adaylarından birisi alışveriş çantası yaptırıp kurdelasını da bağlayıp kapıma bırakmış:)Bir çantaya oy vereceğim evet.Çünkü muhtar nedir ne iş yapar kısmını evet hiç önemsemiyorum ve bu çok ince bir hareket üstüne adını yazdırmış ama en üste mahallenin adını koymuş.Belediyelerden önce yaptığı için ve daha önce hiç seçilmemiş birisi olduğu için -Ten point ten point.Benim seçim sloganımda bu olsun"Alışveriş torbası yaptıran muhtar candır gerisi heyecandır"

17 Ocak 2019 Perşembe

2018 Kulağıma Hoş gelenler

 Çağın Bodur bu günlerde çok çalmaya başladı ama şarkı geçen yıl çıktıysa 2018 listesine koyarım,a ayrıca millet diziyi izler şarkısına takılır "La Casa De Papel"de tersi oldu ben şarkıya takıldım diziyi daha sonra izledim

.





11 Ocak 2019 Cuma

Şampuansız Üç Yılın Ardından




Dört beş yıl öncesiydi no-poo diye bir akımdan bahsediyordu yerli yabancı blogggerlar.Dikkatimi çekmişti.Algıda seçiciliğimin altında yatan mevzu ise şuydu;şimdi ben çocukken sarışındım ay bunu söylemezsem çatlar ölürdüm.Türk kızlarının %60'ından duymuşumdur.Ne travma Yarebbim,barbie gibi doğ git sonra çaki'nin bebeğine dönüş:)Şaka şaka esmerleri gömmeyelim zira ben şu an koyu kestane saçımla bu gruba girerken,çaki'nin bebeği de kızıldır ayrıca deyip kıvırayım bari.Neyse sarı esmer farketmez çoğu insan evladı gibi güzel saçlı bir çocuktum.Ergenlikte de dökülme sorunları olduysa da (günlük 100-150 teli normal)genel olarak gür sağlıklı toka düşmanı diye tabir edeceğimiz bir saçım vardı.Sonra para kazanmaya başlayınca "ah kapitalizm yedin kuruttun sen bizi" gelsin boyalar gitsin fönler günleri başladı,kızıl balyajlar,sarı röfleler,görümce maşaları derken, saç bakım kremleri,ısı koruyucu ürünler,binbeşyüz etkili şampuanları da o günlerde öğrenmiş oldum.Derken bir gün hamile kaldım.Saçlarımda yine röfle tarzı bir işlem vardı.Dokuz ay o saçı boyatmayacaktım bitkisel olduğu iddia edilen boyalar vardı o tarihlerde ama analık işte boyatmadım.Üç-beş ay sonra uçları İrlandalı dipleri Urfalı saçlarımla dolaşamadım kestirdim.Kaç yıldır kendi saçımı görmediysem artık ilk defa tanışıyormuş gibiydik.Parlak kalın saçlarımın rengi de koyulaşmıştı.Yeni saçlarımı çok seviyordum,biraz çabuk yağlanıyordu eskiye oranla ama boyanın kurutucu etkisinden uzak normal gelmişti.Oğlum iki üç yaşına gelen kadar herşey iyi gitmişti ama doğum sonrası hormonlarım horona kalktı resmen sonrasında gelen uzun muayyen günlerin ardından kan değerlerim dibe vurdu.Buda vücudumda bir sürü olumsuzluğun yanında saç kaybına neden oldu.Artık parlamıyorlardı:( Neyse ki vitamin takviyeleri sonrası saç dökülmesi azaldı.Bu süre sonrasında ombre de yaptırdım ve tekrar gördüm ki saçların boyalı ve boyasız kısmındaki kalite farkı bariz belliydi.En kısa soluklu boya işlemim bu oldu,hemen gidip kestirdim.O günden beri boyatmıyorum saçlarımı.En başta bahsettiğim no-poo akımı tamda bu günlerde ilgimi çekti.Ne var ne yok bakındım.Karbonat ile saç yıkama yönteminden bahsediliyordu,bir miktar suda erittiğiniz karbonat ile saç diplerini ovalıyor sonra duruluyorsun -a iyiymiş yaparım ben bunu dedim ama nerdee banyodan bir çıkıyorsun,saç hiç yıkanmamış gibi yapış yapış.Alışma sürecinden bahsediliyor ama her gün dışarıya çıkan insan için çok konforlu bir yöntem değildi.Sonra organik denen şampuanlara sardım,aktarlara iyi para kazandırdığım bir serüven oldu.Sarımsaklısı otlusu-çöplüsü derken bir kimyacı olup çıktım.Marka falan vermeyeceğim ama şampuanın üstünde "organic paraben free" yazıyor ay ne doğalmış diyorsun içeriğinde sls denen bişey var o ne ola ki deyip okuyorsun,adamı ipe götürür.Geçiyorsun "sls" olmayanını buluyorsun başka bir şey çıkıyor.Zaten bunları okumadan da saçlarımı dinlediğimde bana şunu diyordu -hacı bunlar bir .oka yaramıyor parana yazık.Tamam canım dedim devam ettim.


Aklıma sabun fikri düştü hem çocukken annem iki sabun yapar ardından 1 damla şampuanla koca kafamı yıkar pırıl pırıl olurdum.Saçımda ombre varken hataylı bir arkadaşım yöresel defne sabunlarından getirmişti saçın boyalı kısmını açamamıştım.Belki de boya yüzünden öyle oldu deyip gidip aktardan el yapımı bir sabun aldım,kesinlikle öyleydi.Doğal saçta ilk önce yaşadığım kadar kötü olmadı ama çok başarılı da değildi.Sabun içinde bir alışma süreci geçirecektim öyle diyordu çoğu site öyle de oldu.Bu arada sabunların türlerini saçtaki etkisini deneyimledim.



Defne sabunu saç uçlarımı çok kuruttu,bıttım sabununa bayıldım ama benim saçımın dipleri yağlı uçları daha kuru olduğu için çok hızlı yağlandı ama bu yağlanma,asla şampuan daki gün aşırı yıkamayı gerektirecek kadar değildi.Bıttım sabunu çok kuru saçlarda çok işe yarayacak bir sabun,zeytinyağlı sabunda güzeldi ama en sevdiğim zeytinyağlı-defne sabunu oldu.Lavanta sabununu da vücut için kullandım bu süreçte onu kokusu yüzünden değiştiremedim.Bir sabun bu kadar mı güzel kokar bayılıyorum.Üç yılı aşkındır sabun kullanıyorum.Artık alışma süreçleri geride kaldı.Sabunumu alıp tatile gittiğimde gördüm ki çeşmede akan suyun kalitesi sabunun durulanmasını çok etkiliyor,kısa saç çok kolay durulanıyor zaten lafım uzun saçlılara.Bazı yerlerde bir tık daha ağırlaştı bazı bölgelerde ipek gibi oldu.Konya da şu an damacana suyu kalitesine yakın bir şebeke suyu var.eğer suyunuzun kalitesi kötüyse ve saçlarınız omuz hizasından uzunsa,son durulama suyunuza birkaç damla sirke damlatıp mis gibi arındırabilirsiniz.Yada durularken bir tarak kullanabilirsiniz.Gelelim bu güne bendeki değişime;saçlarım şampuan kullandığım döneme kıyaslayınca kesinlikle daha nemli fön makinesinin altında çıtırdamıyor,pırıl pırıl parlıyor,saç derim nefes alıyormuş gibi hissediyorum.Dökülme hiç bir zaman %100 durmadı ama başta da bahsettiğim gibi günlük normal sayılan 100-150 tel sınırlarına da ulaşmadı .Uzmanlar saç kendini yenilediği için belli miktar dökülmenin olması gerektiğini söylüyorlar bu arada diplerde sürekli yeni saçlarımı gördükçe uzmanlara hak veriyorum.Bu dönemde evde bir şişe organix markalı,menşei amerika olan bir şampuanım oldu.Bazen tatilde yıka çık yapmam gerektiğinde bir dönem sularımız çok kireçli iken sabundan sonra bir iki damla ile saç uçlarını yıkamak için kullandım.Piyasadaki içeriği en temiz ürünlerden birisi kendisi ama ne zaman yıkasam şampuan kullandığım dönemlerdeki gibi saç derimde bir ağırlık olduğunu hissettim.Diyeceğim o ki saçında boya olmayan herkes çok rahat sabun kullanabilir.Sabunun içeriği çok mu temiz sanki diyen yada saçın ph değerini bozar diyenlerde olabilir.Diyeceğim şu ki saç sizin karar sizin.Ben saçlarım bir günde yağlanınca,bunun yanında uçları çıtır çıtır kuruyunca,yıkayıp kurutmaya başladığımda saç derimde ki kirli kokuyu alınca,kafamda ağırlık yapan bir tabaka varmış gibi hissettiğimde,saçımda saç derimde yanlış giden bir şeyler olduğunu düşünüp bu yola girdim.Eğer sizinde bu tarz şikayetleriniz varsa diyeceğim o ki tünelin ucunda bir ışık her zaman var.


Bu arada Mehmet Aydın ve dalanın doğal sabun serisini kullanıyorum.Hem her markette bulunuyor hemde aktarlarda her zaman aynı sabunu bulamıyorum.Sıhhatler olsun...


9 Ocak 2019 Çarşamba

2018 Objektifin Ucuna Takılanlar (İstanbul Sokakları )

2018 yılına ait kişisel bir almanak yapayım fotoğraflarla dedim ama hayli kalabalık olacak.Emekli Ayşe Teyze'den beterim sadece çiçekler ile mesaimin görüntülerini koysam en az yirmi fotoğraf çıkacak. Gruplayalım bari, daha düzenli olacak gibi:)2018 bayram tatilinden "İstanbul sokakları"Galiba en çok grafitiler etkiledi geçen yıl,o kadar çok o kadar renkliydiler ki.Tek sorun kalabalık "Bi durunda çekelim be" diyemeyince duvarların önünde takılıp kaldım arada benim erkekleri kaybettim yada onlar hayli uzaklaştıktan sonra olmadığımı fark edince son grafitiye geri dönüp beni buldular:) iyi seyirler