Kayıtlar

Nasıl Feminist Olunur?

Resim
Uzun zaman oldu bu tespitleri yapalı hayli uzun:/ Neredeyse aylar önce yazmıştım,ama bir tık deyip yayınlamadım. Kadınlar günü yaklaşırken tekrar kaynama noktasına geliyor içimdekiler madem yazılmış silmeye de kıyılamamış yayınlayayım bari... Şimdi efendim kop koyu bir feminist nasıl olunur yada olmuşumdur, aşamalarını bir bir izleyeceğiz.Biraz sonra okuyup da güzel kafalarınızda canlanan tüm hikayeler birebir gözlemlenmiş kişisel hayat tecrübelerimden alınmıştır.Yazarın Türkiye'nin en orta yerinde iç Anadolu'da doğup büyüdüğünü göz ardı etmezseniz iyi olur.Nişantaşından Anadolu çözümlemesi yapmıyoruz yani.O yüzden kimseyi bağlamaz,genelleme yapılmaz yaparsan da keyfin bilir okuyucu napalım.... Tüm hikaye aslında ana rahmine düştüğün ilk anda başlamıştır.Yüzde ellilik bir ihtimalle kız olma olasılığı, cenin içinde anne içinde sıkıntılı durumdur.Her insan kızı olsun ister belki ama sakat beyinlerde bu çok da şikar bir şey değildir.Ne gariptir ki insan neslinin devamlılı...

Bir Kadının En Büyük Düşmanı..

Resim
Bir Kadının En Büyük Düşmanı  diğer bir kadından başkası değildir  neyin,ne kadar yakının olduğu hiç farketmez. Belkide hayatın en erken öğrettiklerinden birisidir bu  adem kızlarına. 1303 dediğim yıllarda;komşumuzun kızına babası istanbuldan saçları olan oyuncak bir bebek getirmişti hemde 3 tane.Böyle bir şeyin varlığından bile habersiz olan ben çarpıldım kaldım o bebeği görünce evet ya hayal değildi benimki, saçları olan oyuncak bebek vardı ben yapacaktım halbuki ama birisi benden önce davranmış işi imalata dökmüştü. Naylon bir iki bebeğim vardı ama tarayacağım saçları yoktu hem onun üstüne fazlaca bastırırsan içine çöküveriyordu halbuki diğeri öylemiydi gerçek ten gibi,esnek daha canlıydı. Tamam oda plastik ama naylon gibide değildi. Hazmetmem şaşkınlığımı atmam bir günümü almıştı sonra böğürmüştüm resmen -istiyoooom diye içim öyle yanıyorduki ağzım gözlerim iradem dışına çıkmıştı sanki Annem o güne kadar hiç bişey istemediğimi söyle...

Si...ella nın aysusu mu var sadece benim de ayşem vardı!

Resim
Sene 1303 ortaokula başlamışım meğer ilkokulum hükümranlık sürdüğüm sarayım imiş benim. Ortaokula gelince kafama kaktıra kaktıra öğrettiler.Büyüdüğüm mahalle orta gelir seviyesindeki insanların sayısının çok az olduğu bir yerdi.Geneli oldukça yoksul insanlardı. Bir okul müdürü düşünün bağırıyor mikrofondan,daha andımızı okumamışız; -Eski giyinmek ayıp değil, pis giyinmek ayıp, temiz olunnnn! -Temiz olsun da, yırtık olmasın anneleriniz kıyafetlerinizi yamasın! -Tırnaklarınızı kesin! -Her hafta yıkanın! Durum bu kadar vahim. bende ise,baba işçi,anne ev hanımı,zengin değiliz,gün bulup yiyoruz aç değiliz açıkta değiliz,temiziz yıkanıyoruz her hafta.Önlüklerimiz ütülü, beslenme çantasından kırmızı işlemeli peçetelerimi çıkarıp masama serdiğimde sanırsın İngiltere kraliyet ailesinin bir üyesiyim :)Pabuçlarım var hemde gıcır, diğer çocuklar lastik pabuç giyiyor oda kendinden geçmiş oluyordu. Yazın neyse de kışın hep ıslaktı o ayaklar üşüyorlardı:( Durum böyle böyleyken gözle...