Kayıtlar

2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bizimkisi Bir Aş(k) Hikayesi

Resim
Ben çok ekmek tüketmem ama ne varki ekmek kokusu;ıslak toprak,odun kokusu gibi bende çok derin hatıraları olan imza kokulardan.Bir süredir nerden düştümse migroslarda la lorainne markasının dondurulmuş olarak gelip markette pişirilen bagetlerine düştüm. Bu baget+taciroğlu tulum peyniri+domates+az zeytin yağı=ziyafet Sonra ekşi mayalı ekmekle kesişti yollarımız,daha önce yemişliğimde var ama onlarda rahatsız eden ekşimik bir koku vardı,bununla ilgili ön yargımı bu marka kırdı tok tutma süreci bizim tükettiğimiz ekmeklerle çok farklı bu ekmeklerin.La lorainne ait baget,ekşi mayalı yahut tam buğday değil ama Artısan dedikleri kalitede bir ekmek.bu ekmeklerdeki en büyük fark uzun mayalanma süreçleri.İtalyada farketmiştim ilk bunu,türkiyede ben ne zaman hamurişi bir şey yesem çok hızlı acıkırım,ama orada farklıydı.Buradaki birinci etken unun kalitesi ikincisi de uzun mayalanma süreciymiş. Uno'nun tadı hoş gelsede pakete giren ürünlerde o koruyucunun etkisi midir nedir bilmiyorum ama bir...

Laundryler ve Analıklar

Resim
  Gecenin onbiri.sabah sekizde girdiğim mutfaktayım halen.Bulaşık makinesine meyve tabaklarını tıkarken makinenin filtresinde benim almamı bekleyen bir adet kabak çekirdeği ile göz göze geliyoruz.Dünde ordaydı belki birkaç gün öncesinde bile.Onu oradan ben almazsam kimsenin almayacağını bilmekle yüzleştim bir an.Nuri bilgenin filmlerindeki dramatik yüzleşmelerden biriydi.keşke diyorum bazen kafa kamerası takıp içsesimin volümünü yükseltebilsem. Sabahında kirli çamaşırları ayır;renkli-beyaz renklileri kendi arasında ayır;alt-üst  sonrasında makinaya at-ser Akşam çamaşırlar kuruyunca çay demleninceye kadar bir kaç parçayı ütüle  diğerlerini topla çamaşır sepetine tıkıp çay içerken katla sepeti çamaşır odasına koyup kapatıyorum laundry hizmetlerini.Allah ömür verirse yarın işten gelince ocaktaki yemek pişinceye kadar sepetteki katlamış olduğum çamaşırları yerleştiririm. Çay içip çamaşır katladığım sırada şu tatlı filmi izledim.sonra evlilik ve ebevyn olmanın Kalifornya ve Ko...

Yeşil Gözlü Doktor

Resim
Fazla düzdü,okadar düzdü ki bu olsa olsa ruh hassaslarının ayırt edebileceği; mütevazılığın performansa dönüştüğü yapaylık yahut sadeliğin yakalanması en güç hâliydi. Artık “neyse ne” dedim. Daha bir hafta gözümün önünde; kimine az, benim gibilerine yeterince uzun bir zaman. Bakarız. Bir insanı tanıdığını sanmadan önce güzel bir zaman dilimi vardır. İç sesin bahis oynadığı; “öyleyse böyledir”in “ya öyle değil de şöyleyse”yle kıyasıya el artırdığı, henüz kimsenin kazanmadığı yahut sıçıp batırmadığı o aralık. Herkes ilgimi çekmez. Hatta gözümün önündekini görmemekle ilgili kendime has bir yeteneğim bile vardır. Ama bir hâl, bir tavır, bazen de saf güzellik… Bakarım güzele ben. Bazen sadece benim baktıklarım güzelleşir; ama çoğu zaman aura denen o elektrik çeker beni. Ondaki de galiba kuantumun açıklayabileceği bir şeydi. Dedim ya, fazla sadeydi. Bir kere götü yere yakındı. Hitler’e özgü bir nazar kıstasım vardır: önce uzun boylular, sonra kum saati bel, kalkık popo, parlayan sağlıklı saç...