18 Temmuz 2012 Çarşamba

Ters Pabuçlar İstanbul'da (1)

Her yaz sıkıldık be cıp cıp deniz kum güneş,tatil dediğinde birazda ekşın olsun azıcık diyenler buyursun efendim:)
Napolyon demiş ya dünya bir ülke olsaydı başkenti İstanbul olur du diye
ne denir doğru söze.
Önünde defalarca saygı duruşuna dursam,alınıp bu günlere kadar varlığına güzellik katanların ruhlarına 1536 kere fatihada okusam yetmezdi.Ama her gördüğüm yeni yer karşısında otomatiğe bağlamış nineler gibi fısır fısır dua okudum.Bu yıl İstanbul'a afet falan değmez gayri ahanda alayınızı okudum bide üfledim:)

Fatih'den sonra bireysel anlamda ilk fetihti bizimki ve ihtiyacımız olan gemileri haliçten kaydırmak için yağlı kızak değildi tabiiki de:)bir akbil birde müze karttı.Hemen edindik.Fethimize Sultan Ahmet taraflarından Bismillah çekerek başladık:)Yokuşlar sertti  converse lerime rağmen  hiç acımadan patlattı parmaklarımı ,olmadı parmak arası terlik giydim parmaklarımın arasıda patladı,sultanahmet civarında unutulmuş bi çantayı polis ekiplerinin fünyeyle patlattığını duyunca yeter ki kafalar patlamasın dedik yorgunluğuna rağmen merak ettiğimiz her yerini gezdiiiik gezdik.

Hayatımda yediğim en güzel balığı Eminönü'nde balık ekmekçiler de yedim,Dolmabahçe sırtlarından aldık kokusunu sokak kedisi gibi ilk önce oğlum balik baba balik yiyelim dedi yedik efendim.Yiyenleri hemen şutladıkları,masalara peçete bile koymadıkları, ikide bir çocuğun burnuma burnuma ıslak mendil uzatıp silmesen çıkmaz apla kokusu dediği bu mekan 5 tl ye ziyafet çekilirmiş dedirtti
not:silsemde çıkmadı o koku banyo yapıncaya kadar::)



Sigara içmek yasak olsada hayattaki en güzel toplu taşıma aletinin vapurlar olduğunu keşfettim.Kışın nasıldır acep dedim nasip belki bi kış gelirim kimbilir dedim.Yazın bile üşüdüğüme göre kışın totoyu kaç dakikada dondurur bakarız artık





 Girilmese de yüzülmese de bi şehre  denizin ne kadar yakıştığını en çok İstanbul da gördüm.


Havada bize torpil yaptı esti tatlı tatlı bknz dolmabahçe sarayının önünde havamız mütahavvildi.Hevalar nasıl olursa olsun sizin havanız mütehavvil olsun canlarım







Arkası yarın bilemedin öbür gün:)

2 yorum:

  1. Çok güzel değil mi? : )
    Aşık ediyor kendine o şehir... bir süre sonra ne trafikte kaybettiğin zamana yanıyorsun, ne insan kalabalığının boğuculuğundan şikayet ediyorsun.
    Alışıp gidiyorsun, hatta çok seviyorsun.
    Ne zaman çıkıp dışına uzaktan bakıyorsun; işte o zaman anlıyorsun hem güzelliğini, hem de o güzelliğin senden neler götürebildiğini...
    Gezmeye güzel İstanbul, yaşamaya -ne yazık ki- çok iyi maddi durumun yoksa ve de çok zamanın yoksa değil :/

    YanıtlaSil
  2. sit aşk hakikaten,yaşamaya gelince düşündümde inişi çıkışı bol bir aşk olurdu.Konyada türbe önünde evin meramda bağın olsun derler.Eğer istanbulda yaşayacaksan boğazda yalın,yakınında ofisin önünde teknen altında araban diye uzayıp giden bişeyler olmalı:)

    YanıtlaSil

Teşekkürler..